CUMACELİK

Sekülerleşmeye ve Küreselleşmeye Karşı

Ayten DURMUŞ, hertaraf.com-24.05.2019

Her insan, her durumda, bir sürü başka kişinin bulunmak istediği yerdedir. Ancak o kişi, kendisi de o anda başka kişilerin yerinde olmak istediği için başkalarının kendisine imrenen bakışlarının farkında olmaz. Belki bu yüzden ‘Hayat şartları sizinkinden daha aşağı olanlara bakınız; sizden daha iyi olanlara bakmayınız. Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor görmemenize daha uygun bir davranıştır.’ (Müslim, Zühd 9. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyamet 58, Libâs 38; İbni Mâce, Zühd 9) buyurmuştur Peygamberimiz. Çünkü bu tavır kişiyi kendisine dingin ve iyi hissettirir. İşte insanların ‘mutluluk’ diye aradıkları şeyin kapısı orasıdır. Bu kapının içerisine ise her kişinin sahip olduklarından, bunlara sahip olmayanları faydalandırarak ve bu yolla onları mutlu ederek girilebilir. Çünkü mutluluk kapısından yalnız girmek yasaktır.

Günlerden herhangi bir perşembe: Sabahtan başlayan bir hazırlık, öğleden sonra yavaş yavaş sonuçlanıyor. Hazırlanan pişirilmiş yemekle birlikte bir miktar yemeklik malzeme, dışarıdan ne olduğu bilinmeyecek şekilde hazır edilerek evdeki uygun yaştaki çocuk ve gençlerle gideceği yerlere gönderiliyor. Bu malzemeyle giden çocuğun cebine bazen de bir miktar para konuluyor ve elindekileri verdikten sonra parayı verirken şöyle demesi söyleniyor: ‘- Teyze, annemin size borcu varmış, birazını gönderdi, kusura bakmasın, dedi; gerisini de eline para geçtikçe gönderecekmiş.’ (Esasında böyle bir borç yoktur.) Perşembe günü akşam namazı vakti girene kadar bir sürü evden bir sürü eve böyle malzeme gider ve insanımız bunun adına ‘CUMACELİK’ derdi. Eğer bu hazırlık perşembe gününde yetişmeyip ertesi güne kalmışsa yapılacak infakın cuma vakti girmeden yerine ulaştırılmasına çalışılırdı.

Hasat mevsiminden sonraki herhangi bir perşembe: Bir ailede, mevsim sonu hasadından aile, kendilerine kış boyu yetecek ekmeklik un hazırlarken fazladan 5, 6 çuval daha buğday öğüttürüyorlar. Her mahallede birkaç arabanın bulunduğu o yıllarda, bu fazla çuvalların her biri arabanın arkasına yerleştiriliyor ve teker teker gecenin çok geç bir vaktinde, gideceği evlere götürülüp kapının önüne sessizce bırakılıyor ve sessizce dönülüyor; perşembeyi cumaya bağlayan bir gecede… Bu dağıtım her yıl yapıldığı için o evde oturanlar ‘Acaba kimin bu?’ demeden sabah çuvalı görünce sevinerek dualarla içeri alıyorlar.

İnsanımızın ‘Cumacelik’ adını vererek yaptıklarının anlamını öğrenmemiz seneler aldı. Onlar kendilerini, perşembe gününün akşamına, akşam namazıyla birlikte giren cuma gününün gecesine ve cuma namazı vaktine hazırlıyorlarmış. Şöyle ki: Perşembe gününü oruçlu geçiren kişi, iftardan önce bir şeyler infak ediyor çünkü ‘pazartesi ve perşembe’ günlerinin/gecelerinin ‘amellerin arz vakti’ (Hakîm Tirmizî, Nevadiru’l-Usul, 2/260; Ameller, pazartesi ve perşembe günleri arz olunur. Ben de amelimin oruçluyken arz olunmasını isterim. [Tirmizî]; Pazartesi ve perşembe, günahlar affedildiği için oruç tutuyorum. [Müslim]; Cennetin kapıları pazartesi ve perşembe günleri açılır. [Müslim]) olduğunu düşünüyor; af ve mağfirete nail olarak dualarının kabule daha yakın olması için Allah’ın hoşuna gidecek şekilde hazırlık yapıyorlarmış. İkinci olarak, cuma günü duaların kabule en yakın olduğu öğle namazı vaktinden önce infakta bulunarak Yaratıcıya el açmak için bir ön hazırlıkmış.  Yani kişi ‘Ben insanım ve Allah’a muhtacım.’ diyerek muhtaçlara veriyor ki Allah’tan istemeye yüzü olsun. Veriyor ki ‘Şunu ver Allah’ım!’ diyebilsin. Biliyor ki Allah, verene verir; vermeyene...

Şimdi 1440. yılımızın Ramazan iklimindeki bir perşembesinde bunlardan neden söz ediyorum? Çünkü buna benzer ortamlarda yetişen kişiler, kendiliğinden, içinde yaşadıkları topluma karşı sorumlu oldukları bilincine sahip oldular. Kendiliğinden, büyüklere karşı edepli olmayı öğrendiler. Kendiliğinden, yapılan iyiliğin mümkün olduğunca örtük kalmasının daha güzel olduğunu öğrendiler. Maddi durumları nasıl olursa olsun, bunlar, ‘Veren el’ (Buhârî, Zekât 18; Müslim, Zekât 94-97, 106, 124) olmaya ayarlı bir şahsiyet haline geldiler. Bunların gençlikleri de güzel oldu, yetişkinlikleri de.

Şimdi 2019 yılının herhangi bir perşembesi: Yer Güvenpark metro girişi. Merdiven boşluğunda çay ve sigarasını içen adam, çayını bitirdiği anda elindeki kâğıt bardağı ayağının az ötesine fırlattı. Yumuşak adımlarla merdivenden inen 60 yaşlarında gösteren, temiz giyimli bir erkek, sesinin en nazik tonuyla ve çöp kutusunu işaret ederek: - Beyefendi, bu yaptığınız olmadı, dedi. En fazla 28-30 yaş arası kadar görünen bu zayıf yapılı genç adam, zannımca oradaki esnaflardan birisi olmalıydı. Birden kabararak ve sesini becerebildiği kadar kalınlaştırarak: - Ben istersem olur, dedi. Diğeri yürümeye devam ederken tekrar cevap verdi: - Hayır, sen değil yanlışı kim yaparsa yapsın doğru olmaz. Genç adam arkasından onun duymasını isteyerek bağırdı: - Ben ne istersem, o, olur!

BİR ZÜMRÜDÜANKA HİKÂYESİ - 23

Bir Zümrüdüanka Hikâyesi -22

AŞK VE SEVGİ VADİSİ

Döndüğü anda karşısında, bülbülü gördü. Konuşmaya gelmişti. Söyle anlamında bülbüle baktı. Bülbülün de soruları vardı.

-      Bizim nereye doğru gideceğimiz belli değilmiş öyle mi?

-      Öyle.

-      Gittiğimiz yerde, ne bulacağımız da belli değilmiş öyle mi?

-      Evet, öyle.

-      Peki ya düşlediğimiz hiçbir şeyi bulamazsak ne olacak?

-      Ben de bilmiyorum ne olacak?

-      Öyleyse bu kadar belirsizlik içerisinde bizi nasıl peşine takıp götürürsün?

-      Ben sizin hiçbirinize bizim peşimizden gelin, dediğimi hatırlamıyorum.

-      Fakat biz, sizin gibi bilge ve üstün niteliklerle donanmış iki kuşun gitmek için yola çıktıkları yerin, kesinlikle yaşadığımız yerden daha iyi olabileceğini düşünerek peşinize takıldık.

-      Biz bir bilinmeze doğru gidiyoruz.

-      Nasıl yaparsınız böyle bir şeyi?

-      Gerçek bu?

-      Peki bunu neden yapıyorsunuz? Siz de biz de yaşasaydık yuvalarımızda, topraklarımızda, bildiğimiz yerlerde? Neden?

-      Başka bir şey yapmak elimizden gelmiyordu. Gitmek zorunda hissettik kendimizi ve yola çıktık. Çıkmasaydık eğe yalayan kedi gibi kendi kanımızda olmasa da kendi duygu ve düşüncelerimizin girdabında boğulacaktık. Başka çaremiz yoktu.

-      Peki biz ne olacağız şimdi, onca yol geldik peşinizden, daha iyi olacak diye fakat sen şimdi diyorsun ki ‘Biz bir bilinmeze doğru gidiyoruz.’ Madem öyle hep beraber dönelim. Neden kendinizi de bizi de tehlikeye atıyorsunuz.

-      Bu bizim için mümkün değil.

-      Ya biz?

-      Siz her zaman özgürsünüz, ne isterseniz yapabilirsiniz. Ben sizin her kararınıza saygı gösteririm. Zaten gelirken bana sormadınız, eğer geri dönmek istiyorsanız, dönerken de sormanıza gerek yok.

-      Öyle mi? Doğru söylüyorsun. Peki sizin yolculuğunuz daha ne kadar sürecek?

-      Bilmiyorum?

-      Gerçekten mi?

-      Evet, gerçekten.

Bülbül, hiç sesini çıkarmadan döndü. Diğer bülbüllere durumu anlattı.

-   Arkadaşlar, hepiniz durumu biliyorsunuz. Birbirinizle konuşun, danışın bir karara varalım.

Bütün bülbül türleri oradaydı: Nar bülbülü. Nil bülbülü, Ak kulaklı bülbülü, Tepeli bülbül, Çalı bülbülü, Ötleğen kuşu. Her birisinden bir temsilci söz aldı. Hep beraber durum değerlendirmesi yapmaya başladılar.

-      Biz karanlık geceleri sesimizle şenlendiren varlıklarız, Davud peygambere ilham veren kuşlarız, nasıl bir bilinmeze doğru gideriz?

-      Ormanlar, ağaçlar, bahçeler, çiçekler bizimle tamamlanır. Kimileri sanır ki biz sadece süslüyoruz buraları. Hayır, buralardaki bütün zararlı böcekleri yiyerek hepsini koruyan biziz. Oralar bizsiz ne olacak şimdi, hiç düşünmedik bunu.

-      İnsanlar, bizim için şiirler yazar. Var mı başka hakkında bu kadar şiir yazılan bir kuş türü? Mesela kan davalımız Alaca Baykuş için yazılmış bir tek aşk şiiri var mı? Ama insanoğlu çok garip tabi, bizim neden kendi cinsimizden kuşlara âşık olacağımızı değil de bahçelerdeki güllere âşık olduğumuzu yazarlar, bunu anlamak mümkün değil. Hâlbuki biz, kenarına konduğumuz güle değil, âşığı olduğumuz bülbüle ilan etmekteyiz aşkımızı.

-      Benim âşığı olduğum bülbül, bir gece sabahlara kadar ona olan sevgimi anlattıktan sonra beni anladı ve gönlünü açtı. İnsanlar bu yüzden bazen ‘gece kuşu’ diyorlar bize. Yine uykusuz gecelerimden birinde, beni o gece dinleyen Ayten Hanım ‘Demek şeyda bülbül adını bunun için verdiler sana?’ diyerek bulunduğum yere su koydu ve yiyecekler serpti. Benim ağlamamı, canıma batan dikenden sanmışlardı insanlar, hâlbuki ben, bülbülümün bir başka bülbüle meyletme ihtimali için ağladım durdum. Biz şimdi burada hep birlikteyiz fakat insanlar bizi görmezlerse aşklarını anlatacak şiirler yazmak için neden ilham alacaklar? Dönelim.

Sayfa 1 / 71

VİDEOLAR


Ramazan Mesajı (Haziran 2019)
Ramazan Mesajı (Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)

Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)

Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)

Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)

Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)

Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)

Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)

TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)

Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
 
Joomla templates by Joomlashine