Bizim Toplumumuzda, evlilik söz konusu olduğu zaman genelde herkes teşvik eder. Yeni bir yuvanın kurulması, gençlerin ailelerini, akrabalarını ve çevrelerini sevindirir. Evlenecek gençler, bu zaman diliminde kendi ailelerinde yaşanan sorunların hiçbirinin yaşanmayacağı bir evlilik hayali içerisindedirler.
Severim ayranı tasta içmeyi
Dayısı olmayan köprü geçmeyi
Asrın putlarına kefen biçmeyi
Küfre isyan eden dili severim.
Nasıl aydınlatsın ışığı mumun
Şanlı yük üstünde güçsüz omzumun
Yoksulun, yetimin, garip mazlumun
Ellerinden tutmuş eli severim.
Dosdoğru yol varken eğri gidemem
İnsan putlarından ilah istemem
Şu bozuk yollara sırat diyemem
Kur’an’da söylenen yolu severim.
Örümcek ağından yuvalar kurma
Sana zulmedenin halini sorma
Kulluk isteyenin semtine varma
Yalnız Rabb’e bağlı kulu severim.
Dağlar dar gelir de nefes almazsam
Ovada dinimi konuşamazsam
Şehirde putlardan yol bulamazsam
Tevhidi yaşarsam, çölü severim.
Bana ne, onların mülkü fazlaymış
Hisseler, senetler, tapu gırlaymış
Rabb’imin sevdiği yolda harcanmış
Altın şöyle dursun, pulu severim.
Çözüm iflas edip, bittiği zaman
Küfür sağnak inse, kopsa bir tufan
Rükusu bir ömür Rabb’ime olan
Küfre bükülmeyen beli severim.
Konuşursam eğer, sustururlarmış
Hani hak, özgürlük palavralarmış
Beni ağlıyorken yalnız koymamış
Şebnemle süslenmiş gülü severim.
Bunların hem Çan’ı, Kaya’sı varmış
Hakkımda tutulan dosya kabarmış
Beni öz yurdumdan kovacaklarmış
Ben de beni seven ili severim.
İlk yorumu yazmak istermisiniz
Kerem eyle, kaybolduğum yerde ara bul beni
Çıkmazlardan döndür de tut elimden al beni
Teselli verme sakın, silme gözyaşlarımı
Kaçılan hangi dert var, hep onlara sal beni.
Seneler senesi hep, aradım durdum seni
Beynimin ortasından, nara yaktın sen beni
En hassas noktasından parçalar yüreğimi
Bu ağaçtan vahşice, kırılan her dal beni
Bu sevdanın hasreti gönlümde yanardağdı
Sağlar ölü bu şehirde, ölüler sağdı
Girdaplardan girdaplara sokarak boğdu
Tutunduğum her bir el, sarılan her kol beni.
İstemem ne yer, ne yar, tek Sen yetersin bana
Beynim Sen’den tarafa, yüreğim Sen’den yana
Ben keder ve hüznümü açacağım hep Sana
Ey yaşamak gayesini çoktan unutmuş insan
Yaşadığın ev kimin, yediğin ekmek kimin?
Sarılıp kucaklarsın malım mülküm diyerek
Yer yine de doymazsın, yediğin yemek kimin?
Ala, şala bezendin, karayla sürmelendin
Endamını beğendin, giydiğin gömlek kimin?
Hasat bizim tarladan, çalışan rençper biziz
Senin batıl adına tuttuğun elek kimin?
Denizler dar gelirdi, okyanusa sığmazdık
Deve kuşu kafalı, yüzdüğün gölek kimin?
Sen de babayım, diye, salınıp seyran etme
Anası belli, lakin öptüğün bebek kimin?
Soyun, sopun bizdendir, ceddin bize benzerdi
Giydiğin şalvar bizden, yırtmaçlı etek kimin?
Şerbeti beğenmedin, karpuza burun büktün
Kavunu tekmeleyen, yediğin kelek kimin?
Ben helale titrerken, aşıma haram kattın
Şu katık eylediğin tuzsuz çökelek kimin?
El sendendir belli ya zemberekli demokrat
Vuran kol senin gibi, tuttuğun kötek kimin?
Sen zalimsin belli bu, ceddini reddeyledin
Dedenin ahırında, sahipsiz eşek kimin?
Heeeey, merhaba!
Ne işin var
Oymalarla kakmalar arasında
Aldığın hava nereden gelmekte
Nereden görünüyor sana gökyüzü
Hiç mi basmıyorsun ayağını toprağa
Yollarını altın simle döşesen
Menzili mezar
Bir gün olur kopar sende kıyamet
Sırtında ne var?
Saçlarıyla kendini örten kişi,
Bilmez, benim ülkemde bulunur
Burada Kuran’sız Müslüman
Das Kapital’siz komünist olunur.
Kendi gözünden düşeni
Kendi ayakları altında kalanı
Kim kaldırabilir… kendinden başka
Kim öldürür yedi başlı yalanı.
Kaybolarak öğrendiğim şehirleri,
Nasıl unuturum! Ah, sevgili dostum
Kavakların söylediği türküleri,
Dibinde dinlemekten mutlu bir kumdum
Deniz bitti, yol bitti, tüm bağlar koptu,
Suçlusun, herkesi kaptan saydın,
Babası ölmüş tek şehzade gibiyim,
Başım sağ olsun ve gözüm aydın.
Kendime müjdeler olsun, şükür ki yok
Allah’tan başka Sahib-i Zaman
Ben tanımıyorum Allah’tan başka
Gaybın ve her şeyin nabzını tutan
Asanı koy, çarıklarını çöz, yükü at,
“Eğil ve kapan” sükûta sebep çok
Elbet anlayacaklar beni insanlar,
Fazlasını söylemeye artık gerek yok.
Sevilecek neresi var, lisan çamur, yürek çamur
O çamurun ortasından parıldadı sanki bir nur
Gönülleri yıkamaya yola çıktı birden yağmur
Damla damla inen rahmet, çisil çisil büyür elbet.
.
Doğru demem gerekir mi elin doğru dediğine
Alıversem doğrumuzu koysam burcun gediğine
Bakma şimdi mazlum olup zulme boyun eğdiğine
Emekleyen umudumuz, nesil nesil büyür elbet.
Yaylalarda say taşlara, umutsuz tohum ekmiştim
Rahmet olsa gözyaşları belki de çıkar demiştim
Esen yelden koruyordum el yolmuştu ben dikmiştim
Emek verdiğim goncalar usul usul büyür elbet.
Umutsuzluk neyin nesi, elbet hedefe erilir
Hem burada hem ötede aşkın hasadı derilir,
Bereketli gecelerde sevdam vahiyle dirilir,
Öğrendiğimiz ayetler fasıl fasıl büyür elbet.
Ayten DURMUŞ
Yorumlar (2)
İki kişinin omzuna basıp
Bir adam boyu yükselen üçüncünün
Put olduğu bir dünyada
Ben bir ağaç kovuğunda
Yalnızlığı tercih ediyorum.
Ne ezmek isterim kimseyi
Ne de ezilmek ayaklar altında
Ben gölgelerin dahi incitilmediği
Kenetlenen saflardaki
Adaleti özlüyorum.
Yarım adım geridekinin
Fenafi’r-rehber olduğu
‘Aşırı gitme ha’larla dolu
Önder müsveddelerinin çöplüğünü
Sevmiyorum, sevemiyorum.
Hayatı kaynağa döktüğüm anda
Bu yola çıkarken dedim: Bismillah
Gerçekten, rüyadan her ne gördümse,
Hep hayıra yordum, hayır inşallah.
Her vardığım yerde gördüm şaşırdım
Yağmurlar sel oldu, düştü peşime
Uykuyu uyuttum, o günden beri
Bir gözleri ahu girdi düşüme.
Ne zaman yorulsam gönlümü tuttu,
Zincirsiz götürdü, aslan inine
Şöyle söyleyerek gözden kayboldu:
“Gir beni istersen aşkın dinine.”
Ayten DURMUŞ'a ait şiirler.