Şiirler
Ey yaşamak gayesini çoktan unutmuş insan
Yaşadığın ev kimin, yediğin ekmek kimin?
Sarılıp kucaklarsın malım mülküm diyerek
Yer yine de doymazsın, yediğin yemek kimin?
Ala, şala bezendin, karayla sürmelendin
Endamını beğendin, giydiğin gömlek kimin?
Hasat bizim tarladan, çalışan rençper biziz
Senin batıl adına tuttuğun elek kimin?
Denizler dar gelirdi, okyanusa sığmazdık
Deve kuşu kafalı, yüzdüğün gölek kimin?
Sen de babayım, diye, salınıp seyran etme
Anası belli, lakin öptüğün bebek kimin?
Soyun, sopun bizdendir, ceddin bize benzerdi
Giydiğin şalvar bizden, yırtmaçlı etek kimin?
Şerbeti beğenmedin, karpuza burun büktün
Kavunu tekmeleyen, yediğin kelek kimin?
Ben helale titrerken, aşıma haram kattın
Şu katık eylediğin tuzsuz çökelek kimin?
El sendendir belli ya zemberekli demokrat
Vuran kol senin gibi, tuttuğun kötek kimin?
Sen zalimsin belli bu, ceddini reddeyledin
Dedenin ahırında, sahipsiz eşek kimin?
Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
Uzun boyu servi gibi sallanan
Dişler inci, al dudağı ballanan
Sohbetlerde metholunup dillenen
Güzelin hoşuymuş kız evlenmeden. .
Hem tahsilli imiş hem de şuurlu
Hem güzel huyluymuş hem de onurlu
Âşıkların yüz sürdüğü o nurlu
Kâbe’nin taşıymış kız evlenmeden.
.
Her bir marifete vermiş bin emek
Tadından yenmezmiş yaptığı yemek
Az gelirmiş ona güzelsin demek
Güzeller başıymış kız evlenmeden.
.
Ceylana benzermiş kara gözleri
Kendisi pek hanım tatlı sözleri
Güz elması gibi al al yüzleri
Bir talih kuşuymuş kız evlenmeden.
Hayatı kaynağa döktüğüm anda
Bu yola çıkarken dedim: Bismillah
Gerçekten, rüyadan her ne gördümse,
Hep hayıra yordum, hayır inşallah.
Her vardığım yerde gördüm şaşırdım
Yağmurlar sel oldu, düştü peşime
Uykuyu uyuttum, o günden beri
Bir gözleri ahu girdi düşüme.
Ne zaman yorulsam gönlümü tuttu,
Zincirsiz götürdü, aslan inine
Şöyle söyleyerek gözden kayboldu:
“Gir beni istersen aşkın dinine.”
Saçlarıyla kendini örten kişi,
Bilmez, benim ülkemde bulunur
Burada Kuran’sız Müslüman
Das Kapital’siz komünist olunur.
Kendi gözünden düşeni
Kendi ayakları altında kalanı
Kim kaldırabilir… kendinden başka
Kim öldürür yedi başlı yalanı.
Kaybolarak öğrendiğim şehirleri,
Nasıl unuturum! Ah, sevgili dostum
Kavakların söylediği türküleri,
Dibinde dinlemekten mutlu bir kumdum
Deniz bitti, yol bitti, tüm bağlar koptu,
Suçlusun, herkesi kaptan saydın,
Babası ölmüş tek şehzade gibiyim,
Başım sağ olsun ve gözüm aydın.
Kendime müjdeler olsun, şükür ki yok
Allah’tan başka Sahib-i Zaman
Ben tanımıyorum Allah’tan başka
Gaybın ve her şeyin nabzını tutan
Asanı koy, çarıklarını çöz, yükü at,
“Eğil ve kapan” sükûta sebep çok
Elbet anlayacaklar beni insanlar,
Fazlasını söylemeye artık gerek yok.
Her akşam erkenden kapıyı örtün
Siz beni ne gece, ne sabah görün
Yalnızlık başıma yağıyor her gün
Ben kendi sılamda gurbette miyim?
Nerde sevdiklerim,nerde ildeşim
Hani anam, babam hani kardeşim
Ömrümün ortağı, eşim , evdeşim
Haberim olmadan hicrette miyim?
Bir garip dert ile yaktım bağrımı
Dinlemez , anlamaz, bilmez çağrımı
Gittiğim yol nasıl acep doğru mu
Bilmem ayrılıkta vahdette miyim?
Şu simsiyah olmuş bulut ben miyim?
Yol kesen eşkıya , haydut ben miyim?
Yetim duasında umut ben miyim?
Ben neyim şaşırdım kesrette miyim
Gayrı gözlerime gölgeler düşer
Aşkın şarabından doldur daha ver
Anla beni benden öte yol gider
Vuslatı olmayan hasrette miyim?
Sevenlerin terk etse, onlar yurduna gider
Sen muhacir kalırsın bulunduğun her yerde
.
Konuşan kalabalık doldursa dört yanını
Yine dersin: “Yalnızım, benim dostlarım nerde?”
.
Sıla gurbet, söz gurbet, bahar gurbet, yaz gurbet
Anlamaz kimse bunu, düşmedikçe bu derde
.
Hüznünün şebnemleri gün ışığı göremez
Donan tebessümlerin gönlüne gerer perde
.
Sarıldığın dert şifa, tüm şifa kederdedir
Bülbül vefa göremez gül kırmızı güllerde
.
Dil susar, göz yerdedir, her gördüğün perdedir
Sadakat Anka’sının adı kalır dillerde
.
Umutların tükenir, baş düşer, bel kırılır
Eğer halden anlamaz yakın olmuşsa bir de
.
Seslenirsin bunları anladığın demlerde:
“Neredesin ey ölüm! Yetiş, nerdesin nerde!”
Kerem eyle,
kaybolduğum yerde ara bul beni
Çıkmazlardan
döndür de tut elimden al beni
Teselli
verme sakın, silme gözyaşlarımı
Kaçılan
hangi dert var, hep onlara sal beni.
Seneler
senesi hep, aradım durdum seni
Beynimin
ortasından, nara yaktın sen beni
En hassas
noktasından parçalar yüreğimi
Bu ağaçtan
vahşice, kırılan her dal beni
Bu sevdanın
hasreti gönlümde yanardağdı
Sağlar ölü
bu şehirde, ölüler sağdı
Girdaplardan
girdaplara sokarak boğdu
Tutunduğum
her bir el, sarılan her kol beni.
İstemem ne
yer, ne yar, tek Sen yetersin bana
Beynim Sen’den
tarafa, yüreğim Sen’den yana
Ben keder
ve hüznümü açacağım hep Sana
Anlamaz yarattığın
topraktan bir kul beni.
Çorap örmektesin kendi başına
Zehir katmaktasın mazlum aşına
Tükürme ceddinin mezar taşına
Onların yurdunda yaşayan biziz.
.
Can veren canana mezarlar kazma
Gördüğün zulümleri sulara yazma
Üzülme tuğyana, tâguta kızma
Onları sırtında taşıyan biziz.
Hapishane mesken olmuş neslime
Selam edin dayım ile emmime
Sorarsanız eğer dedem Kerim’e
İte “İT” dediği için suçluymuş.
.
Teyzemin tek oğlu olan Süleyman
Halamın ortanca damadı Osman
Elin karısına yan gözle bakan
Puşta “PUŞT” dediği için suçluymuş.
.
Eniştem Hüseyin köye gelirken
Yıllardır yan gelip geviş getiren
Daim çifte ile hatır deviren
Ata “HÖST” dediği için suçluymuş.
.
Babam ağır ağır yolda giderken
Bilenden ahvali soralım derken
Herkesin içtiği suya işerken
İte “HOŞT” dediği için suçluymuş
İki kişinin omzuna basıp
Bir adam boyu yükselen üçüncünün
Put olduğu bir dünyada
Ben bir ağaç kovuğunda
Yalnızlığı tercih ediyorum.
Ne ezmek isterim kimseyi
Ne de ezilmek ayaklar altında
Ben gölgelerin dahi incitilmediği
Kenetlenen saflardaki
Adaleti özlüyorum.
Yarım adım geridekinin
Fenafi’r-rehber olduğu
‘Aşırı gitme ha’larla dolu
Önder müsveddelerinin çöplüğünü
Sevmiyorum, sevemiyorum.
Göğümüzde özgür özgür süzülen
Ökseye düşmemiş kuşu severim.
Varsın yavan olsun, katık olmasın
Helalinden pişmiş aşı severim.
.
Hak yolda bulunur, gül ile diken
Aşıklar vardır, var nefret eden
Küfrün bellerine, beynine inen
Mazlumun attığı taşı severim.
.
Bir yerde Müslüman şehid olanda
Gönül durmaz, kalem durmaz o anda
Bazen tane tane, bazı zaman da
Sağnak sağnak inen yaşı severim.
.
şu vefasız dünya, doymaz insana
Bir gün davet gelir, ömür kuşuna
Doğru yolda olan, diri bir yana
Müslümanca ölmüş nâşı severim.
1. Severim... Yazan hasibecan , on 05-03-2007 19:12 Selam Ayten, Haberi yeni aldim, bende senin gibi mustesna bir dostun bu mustesna sitene kaydimi oldum... Rabbim insaallah hayirlara vesile eder, edeceginede gonulden inaniyorum... Siirine yorum yapmaya luzum var mi ki!?! Yuregine, gonlune ve kalemine saglik guzelim... Bundan sonra buralarda da gorursun kardesini artik... Dua ve sevgiyle kal. Hasibecan
2. Yazan Afife , on 08-03-2007 09:51 Ayten hanim yukarida yorum yapan arkadas bana yabanci gelmedi. Sayet tahmin ettigim kisi ise kendisi ile rotterdamda pek gorusemiyoruz:) Sizin vesileniz ile belki sitenizde hasret gideririz. Evet hasibe haniminda dedigi gibi yoruma ne hacet. Kaleminizin ucu tam yaraya batiyor. Yaradilani sevmek yaradandan oturu. Saygi ve selamlarimla.....
Anlat her gece, şafak için bileyle beni
Buda her bahar mevsimi, gül eyle beni
Bâtıla sağır ve kör, küfre sırtını dönen
Yalnız hakkı anlatan dil eyle beni.
Sevilecek neresi var, lisan çamur, yürek çamur
O çamurun ortasından parıldadı sanki bir nur
Gönülleri yıkamaya yola çıktı birden yağmur
Damla damla inen rahmet, çisil çisil büyür elbet.
.
Doğru demem gerekir mi elin doğru dediğine
Alıversem doğrumuzu koysam burcun gediğine
Bakma şimdi mazlum olup zulme boyun eğdiğine
Emekleyen umudumuz, nesil nesil büyür elbet.
.
Yaylalarda say taşlara, umutsuz tohum ekmiştim
Rahmet olsa gözyaşları belki de çıkar demiştim
Esen yelden koruyordum el yolmuştu ben dikmiştim
Emek verdiğim goncalar usul usul büyür elbet.
.
Umutsuzluk neyin nesi, elbet hedefe erilir
Hem burada hem ötede aşkın hasadı derilir,
Bereketli gecelerde sevdam vahiyle dirilir,
Öğrendiğimiz ayetler fasıl fasıl büyür elbet.
Ayten DURMUŞ
1. inşaallah Yazan ahmet , on 05-03-2007 12:29 kaleminize sağlık ayten hanım. sabırla, gayretle ve dua ile büyüyecek inşaallah.
2. umudumuz Yazan Afife , on 08-03-2007 18:07 Ahmet beye katiliyorum ayten hanim. Insaallah emekleyen umudumuz, nesil nesil buyuyecek.
Haççe Teyzemin bayırın yüzünde
Babadan kalma, dokuz kardeş bölüşmüş
On dönüm tarlası vardı.
Gözü gibi bakardı
Yadigardı.
.
Taşlarını temizler
Otlarını yolar, ekime hazırlardı.
Bereketli yağmurlar göklerden indi
Yüzü güldü, mahsul iyiydi.
.
Tam biçilecek vakitlerde
Ekine bir oğlakla bir keçi girdi
Haççe Teyzem öfkelendi
Tarlaya koşuverdi
Hayvanı çıkarayım derken
Böğrüne boynuz yedi
Oracığa kıvrılırken
Yerden aldığı taşı
Keçiye attı ama değmedi.
İşte tam o esnada
Sam Amcanın çobanı
İbrahim Emmi geldi.
Çenesinde top sakalı, keçi gibiydi
Başına bir melon şapka giymişti
Çocuklar bilmem neden,
"Mister Abraham" derdi.
Uzun boyu yıkılası bir kavak
Dişleri at gibi, dudağı çatlak
Ayak bir metreymiş, gözleri patlak
Sayılmış kusuru kız evlenince.
..
Hançer gibi biçiyormuş her sözü
Suratı asıkmış yüzsüzmüş yüzü
Bir katar çekmezmiş ondaki nazı
Yığılmış kusuru kız evlenince.
..
Ayda gitse baba evi yol olmuş
Yaptığı yemekler ite yal olmuş
Evlenince herkese bir hal olmuş
Yayılmış kusuru kız evlenince.
..
Âlem sanmış bu evlilik bir serap
Bazen mamureymiş çoğunluk harap
Türlü huyu sökülecek bir çorap
Kayılmış kusuru kız evlenince.
Severim ayranı tasta içmeyi
Dayısı olmayan köprü geçmeyi
Asrın putlarına kefen biçmeyi
Küfre isyan eden dili severim.
Nasıl aydınlatsın ışığı mumun
Şanlı yük üstünde güçsüz omzumun
Yoksulun, yetimin, garip mazlumun
Ellerinden tutmuş eli severim.
Dosdoğru yol varken eğri gidemem
İnsan putlarından ilah istemem
Şu bozuk yollara sırat diyemem
Kur’an’da söylenen yolu severim.
Örümcek ağından yuvalar kurma
Sana zulmedenin halini sorma
Kulluk isteyenin semtine varma
Yalnız Rabb’e bağlı kulu severim.
Dağlar dar gelir de nefes almazsam
Ovada dinimi konuşamazsam
Şehirde putlardan yol bulamazsam
Tevhidi yaşarsam, çölü severim.
Bana ne, onların mülkü fazlaymış
Hisseler, senetler, tapu gırlaymış
Rabb’imin sevdiği yolda harcanmış
Altın şöyle dursun, pulu severim.
Çözüm iflas edip, bittiği zaman
Küfür sağnak inse, kopsa bir tufan
Rükusu bir ömür Rabb’ime olan
Küfre bükülmeyen beli severim.
Konuşursam eğer, sustururlarmış
Hani hak, özgürlük palavralarmış
Beni ağlıyorken yalnız koymamış
Şebnemle süslenmiş gülü severim.
Bunların hem Çan’ı, Kaya’sı varmış
Hakkımda tutulan dosya kabarmış
Beni öz yurdumdan kovacaklarmış
Ben de beni seven ili severim.
Sabah sultan idin, akşam payesiz
Genç yaşında kaldın bak sermayesiz
Yaşadın yel gibi estin gayesiz
Yıllar seni senden çaldı da gitti.
.
Aşkın deniziyim severim dedin
Sarıldın dostlara, silleler yedin
Öyle acı çektin, sen de beğendin
Çileler saçını yoldu da gitti.
.
Bir yol ben canana varayım dedin
Gönül sarayına gireyim dedin
Almazsa kapıcı durayım dedin
O ellere sultan oldu da gitti.
.
Neden duymuyorsun sessiz çağrımı
Ellere demedim gönül ağrımı
Bir acı bakışla yanmış bağrımı
Dostun mızrakları deldi de gitti.
.
Önünde durulmaz coşkun bir selin
İfadesi yetmez ağzımda dilin
Aşkım gün görmemiş bir taze gelin
Ömrünün yazında öldü de gitti.
Heeeey, merhaba!
Ne işin var
Oymalarla kakmalar arasında
Aldığın hava nereden gelmekte
Nereden görünüyor sana gökyüzü
Hiç mi basmıyorsun ayağını toprağa
Yollarını altın simle döşesen
Menzili mezar
Bir gün olur kopar sende kıyamet
Sırtında ne var?
Çocuklarınız Sizden Ne İster?
Bu çalışmamız süresince, "Çocuğunuzu iyi giydiriniz, beslenmesine dikkat ediniz, ihtiyaçlarını gideriniz, sağlıklı olmasına dikkat ediniz, öğrenim görmesini sağlayınız, onu seviniz..." demeyeceğiz. Çünkü normal şartlarda yaşayan, normal her anne baba, bunları elinden geldiğince kendiliğinden yapar.
Belki yetersiz yapar, bilgisizliği sebebiyle belki gereken önemi vermeyebilir, eksik ve yanlış şeyler yapabilir; ancak biz bunlara kıyasla çok daha önemli gördüğümüz / hayati olduğunu düşündüğümüz konuları anne babanın gündemine getirmek istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki her anne baba, çocuğu için en iyi ve en güzel şeyleri ister.
Bu çalışmamızda iki büyük ve önemli soruyu cevaplamaya çalıştık. Sorumuzun birincisi, anne baba haklarının çokluğu ve büyüklüğü ile ilgili söylenen ve yazılanların bombardımanı altında kalarak "Benim evlet olarak hiç mi hakkım yok?" diye düşünenlerin, diğeri ise "Evladımın benim üzerimde ne hakkı var?" diyenlerin sorusudur.
Gündemlerinde bu iki soru bulunan insanlarla bir yolculuğa çıkacağız.
Hadi bakalım, hep birlikte...
Özellikleri:
ISBN: 975-269-032-7
Ebad: 13,5 x 19,5 cm.
Sayfa Sayısı: 192
Özellikler: Book Paper, Karton Kapak.
Eylül - 2004
İÇİNDEKİLER
Önsöz
Giriş
Temiz geçmişe sahip olunuz
İyi bir eş seçiniz
Eşinize sadık olunuz
Evinizi yaşanacak yer haline getiriniz
Evde huzuru sağlayınız
Çocuklarınızı sahipleniniz
Sevgi= hayat suyu
Adaletsizlik yapmayınız
Ayrımcılık mezbahası
Cinsel kimlik bilinci
Çocuklarınızın varlığı için sevinip şükrediniz
Konuşmayı öğretin
Bizim meryemler/aramızdaki yalnız kadınlar
Bir hikaye
Her şey olabilir