Anasayfa arrow Hikayeler arrow Hayal
Yayınlanmış Eserler

Eserlerden Örnekler

Sample Image

Gençlik, delilikten bir şubedir.
Çılgınlık ve delilik, delilik ve dahilik arasındaki ince çizgi önemlidir.
Devletlerin, toplumların, ailelerin kırmızı çizgileri olduğu gibi bireyin de kırmızı çizgileri vardır.
ışte, ergenlik tam da bu kırmızı çizgilerin belirlendiği ve oluştuğu dönemdir. Tabii kırmızı çizgilerle beraber beyaz ve siyah çizgiler de kesinlik kazanmaya başlar.

 

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Şiirler

Severim - I
Göğümüzde özgür özgür süzülen
Ökseye düşmemiş kuşu severim.
Varsın yavan olsun, katık olmasın
Helalinden pişmiş aşı severim.
.
Hak yolda bulunur, gül ile diken
Aşıklar vardır, var nefret eden
Küfrün bellerine, beynine inen
Mazlumun attığı taşı severim.
.
Bir yerde Müslüman şehid olanda
Gönül durmaz, kalem durmaz o anda
Bazen tane tane, bazı zaman da
Sağnak sağnak inen yaşı severim. 
.
şu vefasız dünya, doymaz insana
Bir gün davet gelir, ömür kuşuna
Doğru yolda olan, diri bir yana
Müslümanca ölmüş nâşı severim.



  Yorumlar (2)
1. Severim...
Yazan hasibecan, on 05-03-2007 21:12
Selam Ayten, 
Haberi yeni aldim, bende senin gibi mustesna bir dostun bu mustesna sitene kaydimi oldum... 
Rabbim insaallah hayirlara vesile eder, edeceginede gonulden inaniyorum... 
Siirine yorum yapmaya luzum var mi ki!?! 
Yuregine, gonlune ve kalemine saglik guzelim... 
Bundan sonra buralarda da gorursun kardesini artik... 
Dua ve sevgiyle kal. 
Hasibecan
2. Yazan Afife, on 08-03-2007 11:51
Ayten hanim yukarida yorum yapan arkadas bana yabanci gelmedi. Sayet tahmin ettigim kisi ise kendisi ile rotterdamda pek gorusemiyoruz:) Sizin vesileniz ile belki sitenizde hasret gideririz. Evet hasibe haniminda dedigi gibi yoruma ne hacet. Kaleminizin ucu tam yaraya batiyor. Yaradilani sevmek yaradandan oturu.  
Saygi ve selamlarimla.....

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Umut

Saçımı ağartan emanet verdin

Evlat sorgusuyla yorma  Ya Rabbi

Kemalatım noksan kusurla geldim,

Settar’sın yüzüme vurma Ya Rabbi

 

Elimle taşıtma, yakan narımı

Yar bildim ey Yaran, Sen’in yarını

Noksanımın bir bir hesaplarını

Utanırım n’olur, sorma Ya Rabbi

 

Boyun büktüm, emir Sen’den: “İSTEYİN”

Ne istediğini mi sordun köleyin

“Aşkımdan, sevgimden başka bir şeyin

                “Üzerinde fazla durma Ya Rabbi.




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Severim - II

Severim ayranı tasta içmeyi

Dayısı olmayan köprü geçmeyi

Asrın putlarına kefen biçmeyi

Küfre isyan eden dili severim.

 

Nasıl aydınlatsın ışığı mumun

Şanlı yük üstünde güçsüz omzumun

Yoksulun, yetimin, garip mazlumun

Ellerinden tutmuş eli severim.

 

Dosdoğru yol varken eğri gidemem

İnsan putlarından ilah istemem

Şu bozuk yollara sırat diyemem

Kur’an’da söylenen yolu severim.

 

Örümcek ağından yuvalar kurma

Sana zulmedenin halini sorma

Kulluk isteyenin semtine varma

Yalnız Rabb’e bağlı kulu severim.

 

Dağlar dar gelir de nefes almazsam

Ovada dinimi konuşamazsam

Şehirde putlardan yol bulamazsam

Tevhidi yaşarsam, çölü severim.

 

Bana ne, onların mülkü fazlaymış

Hisseler, senetler, tapu gırlaymış

Rabb’imin sevdiği yolda harcanmış

Altın şöyle dursun, pulu severim.

 

Çözüm iflas edip, bittiği zaman

Küfür sağnak inse, kopsa bir tufan

Rükusu bir ömür Rabb’ime olan

Küfre bükülmeyen beli severim.

 

Konuşursam eğer, sustururlarmış

Hani hak, özgürlük palavralarmış

Beni ağlıyorken yalnız koymamış

Şebnemle süslenmiş gülü severim.

 

Bunların hem Çan’ı, Kaya’sı varmış

Hakkımda tutulan dosya kabarmış

Beni öz yurdumdan kovacaklarmış

Ben de beni seven ili severim.

 




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Pembe Gelin Destanı

Dedem bir Osmanlı çocuğuydu

Bilmezdi, demokrasi nedir, cumhuriyet nedir?

‘Düvel-i muazzama’ der, ‘Dersaadet’ der susardı…

 

Babası İşkodra’dan Yemen’e savaşmış

Anlı şanlı bir gazi, Ali Ede derlerdi

Övünmek nedir bilmez, dosdoğru bir adammış

Geceleri Kuran okur, sessiz sessiz ağlarmış…




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Kız Evlenince
Uzun boyu yıkılası bir kavak
Dişleri at gibi, dudağı çatlak
Ayak bir metreymiş,  gözleri patlak
Sayılmış kusuru kız evlenince.
..
Hançer gibi biçiyormuş her sözü 
Suratı asıkmış yüzsüzmüş yüzü
Bir katar çekmezmiş  ondaki nazı
Yığılmış kusuru kız evlenince.
..
Ayda gitse baba evi yol olmuş
Yaptığı yemekler ite yal olmuş
Evlenince herkese bir hal olmuş
Yayılmış kusuru kız evlenince.
..
Âlem sanmış bu evlilik bir serap
Bazen mamureymiş çoğunluk harap
Türlü huyu sökülecek bir çorap
Kayılmış kusuru kız evlenince.



  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

ADRES İÇİNDİR

Ey gece!

Temizlik için biri gelecek

Hem bu tam bir bahar temizliği olacak

Bel ağrıları, diz ve bacak ağrıları gidecek

Tüm çıbanlar patlayacak

Göz ve gönül ağrıları ve depresyon denilen illet

Kara bulutlar gibi yurdumu terk edecek

Umutsuzluk, sıkıntı, stres… Evet hepsi

Yani bu tam bir bahar temizliği olacak

İçeriden ve dışarıdan

Tatlı rüzgârlar esecek

Ne yana dönsem yelkenime dolacak

Ne yana dönsem yollarım açılacak

Ne yol yoracak beni ne yürüyüşüm




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Sırtında Ne Var?

Heeeey, merhaba!

Ne işin var

Oymalarla kakmalar arasında

Aldığın hava nereden gelmekte

Nereden görünüyor sana gökyüzü

Hiç mi basmıyorsun ayağını toprağa

Yollarını altın simle döşesen

Menzili mezar

Bir gün olur kopar sende kıyamet

Sırtında ne var?

 




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

MAVİ MARMARA

Ey gece!

Yani biz şimdi Akdeniz’in ortasında

Nokta mı koyduk, virgül mü,

Yoksa satır başıyla yeni bir başlangıç mı yaptık…

Türkülerimi, dualarımı, selamımı yüklendin,

Araya ne girdi, neden yolundan kaldın,

Ne olacak yolunu gözleyen çocuklar,

Hüzün yüklü kadınlar, umut dolu bakışlarıyla gençler,

Hiç olmazsa bir selam bekler

Senin yerine rüzgârlar mı götürecekler

Kimden kardeşlik dilenecekler?

Zalimlerden mi, işbirlikçilerden mi?




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Ninni

Kurbanıolayım günde bin kere

Yoktanyaratarak seni verenin.

Dudağıngoncadır, güzel çehrende

Gözüstünde hilal kaşın ne güzel.

 

Simsiyahgözlerin, gece timsali

Kirpiğinkaşınla özler visali

Bembeyazparlayan inci misali

Ağzınıniçinde dişin ne güzel.

 

Saçıngece vakti, denizin simi

Okşamakarzusu sarar içimi

Yağanyağmur sanki bahar mevsimi

Gözündensüzülen yaşın ne güzel.




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Nerdesin?
Sevenlerin terk etse, onlar yurduna gider
Sen muhacir kalırsın bulunduğun her yerde
.
Konuşan kalabalık doldursa dört yanını
Yine dersin: “Yalnızım, benim dostlarım nerde?”
.
Sıla gurbet, söz gurbet, bahar gurbet, yaz gurbet
Anlamaz kimse bunu, düşmedikçe bu derde
.
Hüznünün şebnemleri gün ışığı göremez
Donan tebessümlerin gönlüne gerer perde
.
Sarıldığın dert şifa, tüm şifa kederdedir
Bülbül vefa göremez gül kırmızı güllerde
.
Dil susar, göz yerdedir, her gördüğün perdedir
Sadakat Anka’sının adı kalır dillerde
.
Umutların tükenir, baş düşer, bel kırılır
Eğer halden anlamaz yakın olmuşsa bir de
.
Seslenirsin bunları anladığın demlerde:
“Neredesin ey ölüm! Yetiş, nerdesin nerde!”



  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Sam Amcanın Keçileri
Haççe Teyzemin bayırın yüzünde
Babadan kalma, dokuz kardeş bölüşmüş
On dönüm tarlası vardı.
Gözü gibi bakardı
Yadigardı.
.
Taşlarını temizler
Otlarını yolar, ekime hazırlardı.
Bereketli yağmurlar göklerden indi
Yüzü güldü, mahsul iyiydi. 
.
Tam biçilecek vakitlerde
Ekine bir oğlakla bir keçi girdi
Haççe Teyzem öfkelendi
Tarlaya koşuverdi
Hayvanı çıkarayım derken
Böğrüne boynuz yedi
Oracığa kıvrılırken
Yerden aldığı taşı
Keçiye attı ama değmedi.
İşte tam o esnada
Sam Amcanın çobanı
İbrahim Emmi geldi.
Çenesinde top sakalı, keçi gibiydi
Başına bir melon şapka giymişti
Çocuklar bilmem neden,
"Mister Abraham" derdi.



  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

DOKUZCAN

Ey gece!

Bir ses gelse:

‘Şu yağmurda ıslananlar

Şehitleri takip etsin,

Yollar açılsın ‘Şah-ı şehîd’ yanına.’

Haykırsa her yer:

‘La ilahe illallah, eşşehid habiballah’

Aslolan sensin, değerli olan sensin

Bulunduğun her yer varlığınla sevinir

Makam sana hiçbir şey katamaz

Mertebeler ayaklarının altında olmakla şereflenir




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Kız Evlenmeden
Uzun boyu servi gibi sallanan
Dişler inci, al dudağı ballanan
Sohbetlerde metholunup dillenen
Güzelin hoşuymuş kız evlenmeden.
. 
Hem tahsilli imiş hem de şuurlu
Hem güzel huyluymuş hem de onurlu
Âşıkların yüz sürdüğü o nurlu
Kâbe’nin taşıymış kız evlenmeden.
Her bir marifete vermiş bin emek
Tadından yenmezmiş yaptığı yemek
Az gelirmiş ona güzelsin demek  
Güzeller başıymış kız evlenmeden.
.
Ceylana benzermiş kara gözleri
Kendisi pek hanım tatlı sözleri
Güz elması gibi al al yüzleri
Bir talih kuşuymuş kız evlenmeden.
 


  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Emmi, Bırak Beni

Emmi, bırak beni, moralim çok bozuk,

Bugün bir çocuğa, bir sarhoş vurmuş

Çocuk çiçeklerin üstüne fırlamış

Çiçekleri bir ihtiyar ölmeden üç ay önce dikmiş

Diktiği yer çocuklarının müteahhide verdikleri

Eski evin bahçesiymiş

Bahçede evlendikleri günün anısına

Eşiyle diktiği elli yıllık bir ceviz

Her çocuk ve torunda dikilen ağaçlar

Bu ağaçlarda salıncaklar, çocuklar sallanırmış

Bir güneye bir kuzeye, bir doğuya bir batıya

Esen rüzgârla gelmiş bulutlar

Bulutların yarısı rahmet yarısı zahmetmiş

Hiç şaşırmadan boşaltmışlar damlaları




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Büyür Elbet

Sevilecek neresi var, lisan çamur, yürek çamur

O çamurun ortasından parıldadı sanki bir nur

Gönülleri yıkamaya yola çıktı birden yağmur

Damla damla inen rahmet, çisil çisil büyür elbet.

.

Doğru demem gerekir mi elin doğru  dediğine

Alıversem doğrumuzu koysam burcun gediğine

Bakma şimdi mazlum olup zulme boyun eğdiğine

Emekleyen umudumuz, nesil nesil büyür elbet.

.

Yaylalarda say taşlara, umutsuz tohum ekmiştim

Rahmet olsa gözyaşları belki de çıkar demiştim

Esen yelden koruyordum el yolmuştu ben dikmiştim

Emek verdiğim goncalar usul usul büyür elbet.

.

Umutsuzluk neyin nesi, elbet hedefe erilir

Hem  burada hem ötede aşkın hasadı derilir,

Bereketli gecelerde sevdam vahiyle dirilir,

Öğrendiğimiz ayetler fasıl fasıl büyür elbet.

 

                                                                                            Ayten DURMUŞ

 




  Yorumlar (2)
1. inşaallah
Yazan ahmet, on 05-03-2007 14:29
kaleminize sağlık ayten hanım. sabırla, gayretle ve dua ile büyüyecek inşaallah.
2. umudumuz
Yazan Afife, on 08-03-2007 20:07
Ahmet beye katiliyorum ayten hanim. Insaallah emekleyen umudumuz, nesil nesil buyuyecek.

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Suçlu Biziz

Çorap örmektesin kendi başına
Zehir katmaktasın mazlum aşına
Tükürme ceddinin mezar taşına
Onların yurdunda yaşayan biziz.
 .
Can veren canana mezarlar kazma
Gördüğün zulümleri sulara yazma
Üzülme tuğyana, tâguta kızma
Onları sırtında taşıyan biziz.



  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

NİYAZ

Kerem eyle, kaybolduğum yerde ara bul beni

Çıkmazlardan döndür de tut elimden al beni

Teselli verme sakın, silme gözyaşlarımı

Kaçılan hangi dert var, hep onlara sal beni.

 

Seneler senesi hep, aradım durdum seni

Beynimin ortasından, nara yaktın sen beni

En hassas noktasından parçalar yüreğimi

Bu ağaçtan vahşice, kırılan her dal beni

 

Bu sevdanın hasreti gönlümde yanardağdı

Sağlar ölü bu şehirde, ölüler sağdı

Girdaplardan girdaplara sokarak boğdu

Tutunduğum her bir el, sarılan her kol beni.

 

İstemem ne yer, ne yar, tek Sen yetersin bana

Beynim Sen’den tarafa, yüreğim Sen’den yana

Ben keder ve hüznümü açacağım hep Sana

Anlamaz yarattığın topraktan bir kul beni.


  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Ve Aşk Secde Kıldı

Hayatı kaynağa döktüğüm anda

Bu yola çıkarken dedim: Bismillah

Gerçekten, rüyadan her ne gördümse,

Hep hayıra yordum, hayır inşallah.


Her vardığım yerde gördüm şaşırdım

Yağmurlar sel oldu, düştü peşime

Uykuyu uyuttum, o günden beri

Bir gözleri ahu girdi düşüme.

 

Ne zaman yorulsam gönlümü tuttu,

Zincirsiz götürdü, aslan inine

Şöyle söyleyerek gözden kayboldu:

“Gir beni istersen  aşkın dinine.”





  Yorumlar (1)
1. tebrik
Yazan betül tanrıverdi, on 23-01-2009 23:33
hocam ne diyelim mest olduk.sizi tanımak gerçekten çoook güzeldi......

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Gıtti
Sabah sultan idin, akşam payesiz
Genç yaşında kaldın bak sermayesiz
Yaşadın yel gibi estin gayesiz
Yıllar seni senden çaldı da gitti. 
.
Aşkın deniziyim severim dedin
Sarıldın dostlara, silleler yedin
Öyle acı çektin, sen de beğendin
Çileler saçını yoldu da gitti. 
.
Bir yol ben canana varayım dedin
Gönül sarayına gireyim dedin
Almazsa kapıcı durayım dedin
O ellere sultan oldu da gitti.
. 
Neden duymuyorsun sessiz çağrımı
Ellere demedim gönül ağrımı
Bir acı bakışla yanmış bağrımı
Dostun mızrakları deldi de gitti.
. 
Önünde durulmaz  coşkun bir selin
İfadesi yetmez ağzımda  dilin
Aşkım gün görmemiş bir taze gelin
Ömrünün yazında öldü  de gitti.



  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Gülümsedim

Afili sözlerine ‘Vay anam be!’ dedirten

Bir yamulmuş görüşün rüzgârında seğirten

Yaşanmamış ömrümde ya çıkmaz, ya çukurdun

Belimdeki ağrıydın, sırtımdaki kamburdun.

Kutsanmış zehir sunup kanlım oldun sevgilim,

Yıldırımlar artığı Semud’dan kalmış ilim

Kendimi bu şehirde kaybetmedim arama

Başka bir şehirdi o, tuz basardı yarama

Orada anlatıldı yazılmamış hayatlar

Gençliğime benzeyen unutulmamış tatlar…




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Ey Kitap
 
Anlat her gece, şafak için bileyle beni
Buda her bahar mevsimi,  gül eyle beni
Bâtıla sağır ve kör, küfre sırtını dönen
Yalnız hakkı anlatan dil eyle beni.

 




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Yedi Başlı Yalan

Saçlarıyla kendini örten kişi,

Bilmez, benim ülkemde bulunur

Burada Kuran’sız Müslüman

Das Kapital’siz komünist olunur.

 

Kendi gözünden düşeni

Kendi ayakları altında kalanı

Kim kaldırabilir… kendinden başka

Kim öldürür yedi başlı yalanı.

 

Kaybolarak öğrendiğim şehirleri,

Nasıl unuturum! Ah, sevgili dostum

Kavakların söylediği türküleri,

Dibinde dinlemekten mutlu bir kumdum

 

Deniz bitti, yol bitti, tüm bağlar koptu,

Suçlusun, herkesi kaptan saydın,

Babası ölmüş tek şehzade gibiyim,

Başım sağ olsun ve gözüm aydın.

 

Kendime müjdeler olsun, şükür ki yok

Allah’tan başka Sahib-i Zaman

Ben tanımıyorum Allah’tan başka

Gaybın ve her şeyin nabzını tutan

 

Asanı koy, çarıklarını çöz, yükü at,

“Eğil ve kapan” sükûta sebep çok

Elbet anlayacaklar beni insanlar,

Fazlasını söylemeye artık gerek yok.




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Hayranlık

Toprağa gark olup candan geçince

Bedenimden türlü otlar bitecek

Görmedin mi nasıl şekil alıyor

Yeşiller içinde kırmızı çiçek.

 

Bilincim sarhoştur, âleme hayran

Baktım her varlığa mucize her yan

Toprak gibi dersem: “Derdime derman”

Gökyüzü gönlüme rahmet dökecek.




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Sülalemin Meskeni
Hapishane mesken olmuş neslime
Selam edin dayım ile emmime
Sorarsanız eğer dedem Kerim’e
İte “İT” dediği için suçluymuş.
. 
Teyzemin tek oğlu olan Süleyman
Halamın ortanca damadı Osman
Elin karısına yan gözle bakan
Puşta “PUŞT” dediği için suçluymuş.
. 
Eniştem Hüseyin köye gelirken
Yıllardır yan gelip geviş getiren
Daim çifte ile  hatır deviren
Ata “HÖST” dediği için suçluymuş.
. 
Babam ağır ağır yolda giderken
Bilenden ahvali soralım derken
Herkesin  içtiği suya işerken
İte “HOŞT” dediği için suçluymuş



  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Bu Eşek Kimin?

Ey yaşamak gayesini çoktan unutmuş insan

Yaşadığın ev kimin, yediğin ekmek kimin?

 

Sarılıp kucaklarsın malım mülküm diyerek

Yer yine de doymazsın, yediğin yemek kimin?

 

Ala, şala bezendin, karayla sürmelendin

Endamını beğendin, giydiğin gömlek kimin?

 

Hasat bizim tarladan, çalışan rençper biziz

Senin batıl adına tuttuğun elek kimin?

 

Denizler dar gelirdi, okyanusa sığmazdık

Deve kuşu kafalı, yüzdüğün gölek kimin?

 

Sen de babayım, diye, salınıp seyran etme

Anası belli, lakin öptüğün bebek kimin?

 

Soyun, sopun bizdendir, ceddin bize benzerdi

Giydiğin şalvar bizden, yırtmaçlı etek kimin?

 

Şerbeti beğenmedin, karpuza burun büktün

Kavunu tekmeleyen, yediğin kelek kimin?

 

Ben helale titrerken, aşıma haram kattın

Şu katık eylediğin tuzsuz çökelek kimin?

 

El sendendir belli ya zemberekli demokrat

Vuran kol senin gibi, tuttuğun kötek kimin?

 

Sen zalimsin belli bu, ceddini reddeyledin

Dedenin ahırında, sahipsiz eşek kimin?

 




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Bilemiyorum

Öteden beriye nakil verene

Bir çirkin su iken şekil verene

Beynimi yaratıp, akıl verene

Nasıl şükür etsem bilemiyorum.

 

Secdeye varınca, nazım adına

Yüreğimde saklı sızım adına

Yar adına, oğlum, kızım adına

Nasıl şükür etsem bilemiyorum.




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

yine Nerdeyim
Her akşam erkenden kapıyı örtün
Siz beni ne gece, ne sabah görün
Yalnızlık başıma yağıyor her gün
Ben kendi sılamda gurbette miyim?
 
Nerde sevdiklerim,nerde ildeşim
Hani anam, babam hani kardeşim
Ömrümün ortağı, eşim , evdeşim
Haberim olmadan hicrette miyim?

 
Bir garip dert ile yaktım bağrımı
Dinlemez , anlamaz, bilmez çağrımı
Gittiğim yol nasıl acep doğru mu
Bilmem ayrılıkta vahdette miyim?

 
Şu simsiyah olmuş bulut ben miyim?
Yol kesen eşkıya , haydut ben miyim?
Yetim duasında umut ben miyim?
Ben neyim şaşırdım kesrette miyim

 
Gayrı gözlerime gölgeler düşer
Aşkın şarabından doldur daha ver
Anla beni benden öte yol gider
Vuslatı olmayan hasrette miyim?



  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Bir Türlü Sevemedim

İki kişinin omzuna basıp

Bir adam boyu yükselen üçüncünün

Put olduğu bir dünyada

Ben bir ağaç kovuğunda

Yalnızlığı tercih ediyorum.

 

Ne ezmek isterim kimseyi

Ne de ezilmek ayaklar altında

Ben gölgelerin dahi incitilmediği

Kenetlenen saflardaki

Adaleti özlüyorum.

 

Yarım adım geridekinin

Fenafi’r-rehber olduğu

‘Aşırı gitme ha’larla dolu

Önder müsveddelerinin çöplüğünü

Sevmiyorum, sevemiyorum.

 




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 
Hayal Yazdır E-posta

Anneciğim,

Beni sanki kendi yaşında birisi gibi büyük bir ciddiyetle ve dikkatle dinlemenden çok hoşlandığımı ve mutlu olduğumu bilmelisin.

“Seni dünyadaki her şeyden daha çok seviyorum.”dediğim zaman hemen, “Teybi getirin de dediklerini kaydedeyim, başkalarını da her şeyden çok sevmeye başlayınca dinletirim.”deyip, gülüyorsun. Senin yanında kendimi büyük bir adam gibi hissediyorum sen beni böyle gördüğün, yani önemli gördüğün için bu böyle.

Hatırlıyor musun geçen yıllarda yatma vaktim gelince bir türlü yatmak istemezdim. Babam ve sen beni en tatlı dillerle yatmaya ikna etmeye çalışırken ben bulabildiğim her bahaneyi ileri sürer yatmazdım. Siz bahanelerimin hepsini bir bir -büyük bir sabırla-hallettikten sonra en son bahanemi ortaya atardım.

“ Acıktım.”

Bu benim yatmamak için kazandığım yarım saat demekti. Tabi senin şefkatli yüreğin beni midem kazınarak uyutmak istemezdi. şimdi doğruyu söyleyebilirim: Hiçbir zaman acıkmamıştım.

Sabrının tükendiğini hissettiğim anda rüşvet vermem gerektiğini hisseder;

“ Anneciğim, sen dünyanın en iyi annesisin, kimse senin gibi olamaz.”derdim.

Sanki dünyanın bütün annelerini tanıyormuşum gibi. şu andaki düşünceme göre de iyi bir annesin, ama o zaman senin sabrını bitirdiğimi hissettiğim için böyle söylüyordum. Arkadaşlarının çoğu;

“ Ben olsam, çoktan yapıştırmıştım.”dediklerinde senin bana bakıp gülümseyerek:

“ Allah onları yapıştıralım diye mi yaratmış.”dediğinde, beni çok sevdiğini en derin şekliyle hissediyordum.

ınsanın sevildiğini hissetmesi müthiş bir şey. ınsan kendisini değerli ve güçlü hissediyor. Sen, bugün çocuklarını dövmeden, onlara vurmadan büyüten anne olarak biliniyorsun. Seni yakından tanıyan anneler;

“Ya ben dövmeden yapamıyorum, dövmeyeyim diyorum, küçücük başıyla şöyle şöyle yapıyor” diyerek, uzun uzun bir şeyler anlatıyorlar, sen dinliyor, bazı tavsiyelerde bulunuyor ve:

“Bunların çocuk, senin büyük olmanın bir belirtisi veya sebebi olmalı herhalde.”diyorsun.

Bazı anneler, beni ve kardeşlerimi kast ederek;

“Ya bu çocuklar sana çok sıkıntı ediyor.” dediklerinde, ben kendimi kötü hissediyordum. Doğrusu hiçbir zaman seni üzmek istemedim, ama büyümenin de bir sancısı var belki.

Yeniden uyku faslına dönüyorum çünkü bugüne kadar sana hiç anlatmadığım bir şeyi seninle paylaşacağım.

Siz beni, artık yatmazsam sabahleyin uyanıp okula gidemeyeceğimi  söyleyerek yatırıp, üstümü örttüğünüz zaman kardeşlerim çoktan uyumuş oluyorlardı. Onların derin uykularına imreniyordum hep. Arkandan en fazla beş dakika sonra sesleniyordum:

“ Anne!!!”

“ Ne var oğlum?”

“ Karnım çok ağrıyor.”

Yanıma uzanıp karnımı ovalamaya, bu arada Fatiha-ıhlas-Nas-Felak Sûrelerini okumaya başlardın.

Tabi ben zeki bir çocuk olarak, her gece yeni bir ağrıyan yer buluyor ve yanıma uzandığında sokuldukça sokuluyordum.

Baş ağrısı, karın ağrısı, boyun ağrısı, ayak bileği ağrısı, göz ağrısı, mide bulantısı sıraya giriyordu her hafta.

Anne, ne olur doğruyu söyle, o zaman usanmadan benimle ilgilenirken söylediklerime yani ağrılarıma inanıyor muydun? Bana inanıyormuşsun gibi geliyordu. Bazen,

“ Hadi doktora gidelim.”dediğinde, ben,

“ Yok yok az sonra geçer.”diyordum. o zaman hafifçe gülüyordun, yoksa inanmıyor muydun?

Kapım açık kalıyor, kırmızı gece lambasını sevmediğim için maviye değişiyorsunuz, beni rahatlatmak için her yolu deniyorsunuz, ama yine de geceleri gördüğüm kabuslarda azalma olmuyordu. Sesime koşuyor ve bana sımsıkı sarılıp;

“ Rüyaydı oğlum, rüyaydı.”diyor ve benden daha beter hale geliyordun. Belki anne olmak bu demektir. Yani çocuklarının sevincini ve acılarını en az iki kat hissetmek.

Anneciğim, sana bunları yazmam, duygularımı, sana olan sevgimi ifade etmem, senden her anlamda hoşnut olduğum anlamına gelmez. Belki şimdi daha çok meraklanacaksın, neden hoşnut değilim diye. Mesela; biz çizgi film veya film seyrederken sen araya giriyorsun:

“ Bunlar Hıristiyan reklamı çocuklar, dikkat edin, bakın boynundaki haça, bakın geri plandaki kiliseye, papazlarını neden böyle dört dörtlük insanlar, iyi dostlar olarak gösteriyorlar sanıyorsunuz?”

Tabi uzun bir izah giriyor araya. Belki bizi uyarmak istiyorsun, ama her şey mi Hıristiyan reklamı anne? Bunu sana sorsam eminim şöyle cevap vereceksin:

“ Evet yavrum, maalesef her şey.”

şimdi bile film seyrederken Hıristiyan kültürü ile ilgili bir şey olsa hemen birbirimize;

“ Annem şimdi diyecek ki bakın haçlarına dinlerinin reklamını yapıyorlar.”

Çoğu konularda seni hiç birimiz haksız bulmuyoruz, büyüdükçe bunu daha iyi anlıyoruz ama anneciğim sen de hep televizyon keyfimizin içine liman sıkıyorsun. Belki daha da büyüdüğümde seni daha iyi anlayabileceğim.

Senin bize vermeye, aşılamaya çalıştığın kimliği anlamıyor değilim. Bu sebeple de seni daha çok seviyorum. Sıradan bir insan değil, doğru ve eğri ölçüsünü belirlemiş, sağlam kişilikli insan olmamıza çalışıyorsun. Bunun farkında olmadığımı sanma.

Yeniden uyku, daha doğrusu uyuyamama olayıma geliyorum. Seni çok uzun süre sıkıntıya soktuğum olaya.

Yatağa giriyorum, önce besmele, Fatiha, ıhlas, Nas, Felak ve ezberlediğim ne varsa okuyorum. Üzerime yavaş yavaş bir rehavet çöküyor, uykuyla uyanıklık arası hem içim geçiyor hem de sizin seslerinizi duyuyorum. ışte tam o esnada karşımda yine o. Sivri kulakları, kocaman ağzı, sivri kan damlayan dişleri, gözlerinin karası akına karışmış, saçı-sakalı birbirine girmiş, kıyafetinden ziftler damlayan, el ayak tırnakları vahşi kuşlar gibi uzamış ve kıvrılmış, ağzından salyaları dökülüyor. Sanki bademciklerini bile görüyorum. Korkudan titriyorum. Ayılmaya çalışıyorum. Aklıma besmele çekmek geliyor, sonra haykırıyorum:

“ Anne karnım ağrıyor.”

Sen geliyor, yanıma uzanıyorsun, sana sarılıyor, sokuldukça sokuluyorum.

“ Anne gitme, beraber yatalım e mi.”

Sen cevap vermiyor bana sarılıyorsun.

Neden bu görüntüyü, hayal mi düş mü neyse, sana anlatamıyordum, bilmiyordum. Belki de erkek olduğum için korkak olmakla nitelendirilmek istemiyor, korktuğumu gizliyordum. Sen beni korkak olmakla nitelendirmezdin biliyorum. Sana göre her insanın korktuğu bir şeyler vardı.

Anneciğim, işte birkaç ay boyunca neredeyse her gece devam eden karın ağrısının, baş ağrısının hakiki sebebi buydu. Yani gözümde canlanan hayal-düş arası bir şey işte.

şimdi merak ediyorsundur, peki sonra ne oldu da geçti bu. Onu da anlatacağım. Günlerce aynı görüntü gözümde canlanıyor, gündüz bile yalnızken gözümde canlansa içim bir hoş oluyordu.

Hiç kimseye anlatmadığım, anlatmak istemediğim bu korku girdabında bunalıyor ve bu bunalımın etkisiyle hırçınlaşıyor, geçimsiz biri oluyordum. Bunun da farkındaydım. Sen değişik çocuk eğitimi ve gelişimi kitapları bulup okuyarak kendince bana yardımcı olmaya çalışıyordun. O dönemde sana göre ben özel ilgi istiyor, öncelikli olmak istiyor, büyüdüğümü ispatlamaya çalışıyordum. Hayır hiç biri değildi.

Bana güzel kitaplar alıp, okumamı sağlamaya çalışman, beni konuşturmaya çalışarak senden gizlediğim bir sıkıntım olup olmadığını öğrenmeye çalışman da boşa gitti. Sınıfım, arkadaşlarım, öğretmenim, sokağımızdaki çocuklar yani her şey senin tarafından mercek altına alınmıştı. Bilmiyorum, ne bulmuştun sonuç olarak ama ben o dönemlerde gerçekten kendimin çok önemli olduğunu, beni gerçekten çok sevdiğini hissetmiş, bunun güvenini yaşamıştım.

“ şimdi ne değişti?”diyeceksen eğer;

“ Hiçbir şey anneciğim”

“ Anne, en çok beni seviyorsun değil mi?” Bu soruyu sana çok sorar ve “Evet” cevabı vermeni isterdim. Sen aşırı eşitlikçi tutumunla;

“ Hepinizi aynı oranda seviyorum. Kalp, beyin, akciğer; birisi olmasa insan ölür.”derdin hep.

Doğrusu anneciğim örneğini çok beğendiğimi söyleyemem, anladığımı da söyleyemem. Uygun bir örnek olmuyordu hiç. Ne var yani ikimiz yalnızken, bana, beni herkesten çok sevdiğini söyleseydin. Bu beni çok mutlu ederdi.

Sen bazen şöyle kıyas yapıyordun:

“ Kardeşini senden daha çok sevmem seni nasıl etkiler. Hoşuna gitmez değil mi?”

Böyle başlayan konuşmalarımızda beni ikna ediyordun ama yine de işte........

Yeniden, aylar boyu beni sıkıntıya sokan hayalime dönelim. Ne yaptım da bu meseleyi halledip normalleştim?

Okuduğum kitapların birinde, geleceğe yönelik güzel düşler kurmanın mevcut sıkıntıları hafiflettiği anlatılmıştı. ışte ben de bunu kullandım.

Ne mi yaptım?

Bir gün öğle yemeğinden sonra perdeleri kapatarak, yatağıma uzandım. Gözlerimi yumdum. Hayalimde kendimi yavaş yavaş büyüttüm. Tahsilimin her kademesinde çok başarılıydım. Yüksek tahsilimi de bitirdikten sonra iş hayatına atıldım. ış hayatım da eğitim hayatım gibi çok başarılıydı. Kurduğum işlerde çalışan yüzlerce insan vardı.

Sonra ben, bir gün her türlü getir-götür işlerime bakan iki kişiyi görevlendirerek, bu ağzından kanlar saçılan, sivri dişli, kabusum olan korkunç yaratığı bulup getirmelerini söyledim. Uzun araştırmalar sonucu bulup, elleri ayakları bağlı olarak karşıma getirdiler.

Artık her açıdan güçlüydüm ve ona istediğimi yapabilirdim. Sana bu hikayemi anlatırken beni dikkatle dinliyordun. Çok etkilenmiştin. Sonra sordun:

“ Onu öldürdün mü?”

“ Hayır”

Bu cevabım seni çok şaşırtmıştı.

“ Ne yaptın peki?”

“ Sen olsan ne yapardın?

“ Öldürürdüm”

“ Ben öldürmedim.”

“ Ne yaptın?”

“Adamlarıma emir verdim. Onu götürdüler. Önce güzel yemekler yedirdiler, sonra iyice yıkadılar. Saçlarını, sakalını kestiler. El, ayak tırnaklarını kestiler. Dişlerini düzelttirdiler. Üzerine en güzel elbiselerden giydirdiler. Bütün bunlar olurken ben onun yanındaydım. Temizlik ve giyim işlemi bittikten sonra aynada onu kendisine gösterdim. Benim kadar olmasa da yakışıklı olmuştu. Döndü, kendisine yaptığım iyiliğin farkında olarak geldi ve beni kucakladı. Kimsenin ona yapmadığı iyiliği benim yaptığımı söyleyerek, beni çok sevdiğini yakınımda olmak ve hizmet etmek istediğini söyledi.

Böylece benim en yakın ve güvenilir dostlarımdan biri oldu. Ona iş verdim, oturabileceği ev ayarladık. O artık benim yakın dostlarımdan biriydi.

            “Son cümlelerim neden gözlerini doldurdu anne? Buna sevinirsin sanmıştım?” dediğimde;

“ Biz baskılar, zulümler altında yaşadık, hayallerimizin bile hep yolu kesildi, acılara  endeksli, hayallerimiz bile tatsız; senin hayallerinse, en çirkin bir mahluku bile insanca yaşatmaya çalışmış. Ne kadar güzel.”

“Ne demek istediğini, neden sesinin titrediğini ve neden üzüntülü bir hâle büründüğünü tam olarak anlayamadım anneciğim. Vampirler bile benim en yakın dostum olabilirler, ama seni üzenler asla”

 

                                                               

                                                            Image

 




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 
< Önceki   Sonraki >
@Ayten DURMUŞ