Anasayfa
Yayınlanmış Eserler

Eserlerden Örnekler

 Sample Image

Bizim Toplumumuzda, evlilik söz konusu olduğu zaman genelde herkes teşvik eder. Yeni bir yuvanın kurulması, gençlerin ailelerini, akrabalarını ve çevrelerini sevindirir. Evlenecek gençler, bu zaman diliminde kendi ailelerinde yaşanan sorunların hiçbirinin yaşanmayacağı bir evlilik hayali içerisindedirler.

 

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Şiirler

Kız Evlenmeden
Uzun boyu servi gibi sallanan
Dişler inci, al dudağı ballanan
Sohbetlerde metholunup dillenen
Güzelin hoşuymuş kız evlenmeden.
. 
Hem tahsilli imiş hem de şuurlu
Hem güzel huyluymuş hem de onurlu
Âşıkların yüz sürdüğü o nurlu
Kâbe’nin taşıymış kız evlenmeden.
Her bir marifete vermiş bin emek
Tadından yenmezmiş yaptığı yemek
Az gelirmiş ona güzelsin demek  
Güzeller başıymış kız evlenmeden.
.
Ceylana benzermiş kara gözleri
Kendisi pek hanım tatlı sözleri
Güz elması gibi al al yüzleri
Bir talih kuşuymuş kız evlenmeden.
 


  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Sam Amcanın Keçileri
Haççe Teyzemin bayırın yüzünde
Babadan kalma, dokuz kardeş bölüşmüş
On dönüm tarlası vardı.
Gözü gibi bakardı
Yadigardı.
.
Taşlarını temizler
Otlarını yolar, ekime hazırlardı.
Bereketli yağmurlar göklerden indi
Yüzü güldü, mahsul iyiydi. 
.
Tam biçilecek vakitlerde
Ekine bir oğlakla bir keçi girdi
Haççe Teyzem öfkelendi
Tarlaya koşuverdi
Hayvanı çıkarayım derken
Böğrüne boynuz yedi
Oracığa kıvrılırken
Yerden aldığı taşı
Keçiye attı ama değmedi.
İşte tam o esnada
Sam Amcanın çobanı
İbrahim Emmi geldi.
Çenesinde top sakalı, keçi gibiydi
Başına bir melon şapka giymişti
Çocuklar bilmem neden,
"Mister Abraham" derdi.



  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Sırtında Ne Var?

Heeeey, merhaba!

Ne işin var

Oymalarla kakmalar arasında

Aldığın hava nereden gelmekte

Nereden görünüyor sana gökyüzü

Hiç mi basmıyorsun ayağını toprağa

Yollarını altın simle döşesen

Menzili mezar

Bir gün olur kopar sende kıyamet

Sırtında ne var?

 




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Ve Aşk Secde Kıldı

Hayatı kaynağa döktüğüm anda

Bu yola çıkarken dedim: Bismillah

Gerçekten, rüyadan her ne gördümse,

Hep hayıra yordum, hayır inşallah.


Her vardığım yerde gördüm şaşırdım

Yağmurlar sel oldu, düştü peşime

Uykuyu uyuttum, o günden beri

Bir gözleri ahu girdi düşüme.

 

Ne zaman yorulsam gönlümü tuttu,

Zincirsiz götürdü, aslan inine

Şöyle söyleyerek gözden kayboldu:

“Gir beni istersen  aşkın dinine.”





  Yorumlar (1)
1. tebrik
Yazan betül tanrıverdi, on 23-01-2009 23:33
hocam ne diyelim mest olduk.sizi tanımak gerçekten çoook güzeldi......

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Bu Eşek Kimin?

Ey yaşamak gayesini çoktan unutmuş insan

Yaşadığın ev kimin, yediğin ekmek kimin?

 

Sarılıp kucaklarsın malım mülküm diyerek

Yer yine de doymazsın, yediğin yemek kimin?

 

Ala, şala bezendin, karayla sürmelendin

Endamını beğendin, giydiğin gömlek kimin?

 

Hasat bizim tarladan, çalışan rençper biziz

Senin batıl adına tuttuğun elek kimin?

 

Denizler dar gelirdi, okyanusa sığmazdık

Deve kuşu kafalı, yüzdüğün gölek kimin?

 

Sen de babayım, diye, salınıp seyran etme

Anası belli, lakin öptüğün bebek kimin?

 

Soyun, sopun bizdendir, ceddin bize benzerdi

Giydiğin şalvar bizden, yırtmaçlı etek kimin?

 

Şerbeti beğenmedin, karpuza burun büktün

Kavunu tekmeleyen, yediğin kelek kimin?

 

Ben helale titrerken, aşıma haram kattın

Şu katık eylediğin tuzsuz çökelek kimin?

 

El sendendir belli ya zemberekli demokrat

Vuran kol senin gibi, tuttuğun kötek kimin?

 

Sen zalimsin belli bu, ceddini reddeyledin

Dedenin ahırında, sahipsiz eşek kimin?

 




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Umut

Saçımı ağartan emanet verdin

Evlat sorgusuyla yorma  Ya Rabbi

Kemalatım noksan kusurla geldim,

Settar’sın yüzüme vurma Ya Rabbi

 

Elimle taşıtma, yakan narımı

Yar bildim ey Yaran, Sen’in yarını

Noksanımın bir bir hesaplarını

Utanırım n’olur, sorma Ya Rabbi

 

Boyun büktüm, emir Sen’den: “İSTEYİN”

Ne istediğini mi sordun köleyin

“Aşkımdan, sevgimden başka bir şeyin

                “Üzerinde fazla durma Ya Rabbi.




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Emmi, Bırak Beni

Emmi, bırak beni, moralim çok bozuk,

Bugün bir çocuğa, bir sarhoş vurmuş

Çocuk çiçeklerin üstüne fırlamış

Çiçekleri bir ihtiyar ölmeden üç ay önce dikmiş

Diktiği yer çocuklarının müteahhide verdikleri

Eski evin bahçesiymiş

Bahçede evlendikleri günün anısına

Eşiyle diktiği elli yıllık bir ceviz

Her çocuk ve torunda dikilen ağaçlar

Bu ağaçlarda salıncaklar, çocuklar sallanırmış

Bir güneye bir kuzeye, bir doğuya bir batıya

Esen rüzgârla gelmiş bulutlar

Bulutların yarısı rahmet yarısı zahmetmiş

Hiç şaşırmadan boşaltmışlar damlaları




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Gülümsedim

Afili sözlerine ‘Vay anam be!’ dedirten

Bir yamulmuş görüşün rüzgârında seğirten

Yaşanmamış ömrümde ya çıkmaz, ya çukurdun

Belimdeki ağrıydın, sırtımdaki kamburdun.

Kutsanmış zehir sunup kanlım oldun sevgilim,

Yıldırımlar artığı Semud’dan kalmış ilim

Kendimi bu şehirde kaybetmedim arama

Başka bir şehirdi o, tuz basardı yarama

Orada anlatıldı yazılmamış hayatlar

Gençliğime benzeyen unutulmamış tatlar…




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Büyür Elbet

Sevilecek neresi var, lisan çamur, yürek çamur

O çamurun ortasından parıldadı sanki bir nur

Gönülleri yıkamaya yola çıktı birden yağmur

Damla damla inen rahmet, çisil çisil büyür elbet.

.

Doğru demem gerekir mi elin doğru  dediğine

Alıversem doğrumuzu koysam burcun gediğine

Bakma şimdi mazlum olup zulme boyun eğdiğine

Emekleyen umudumuz, nesil nesil büyür elbet.

.

Yaylalarda say taşlara, umutsuz tohum ekmiştim

Rahmet olsa gözyaşları belki de çıkar demiştim

Esen yelden koruyordum el yolmuştu ben dikmiştim

Emek verdiğim goncalar usul usul büyür elbet.

.

Umutsuzluk neyin nesi, elbet hedefe erilir

Hem  burada hem ötede aşkın hasadı derilir,

Bereketli gecelerde sevdam vahiyle dirilir,

Öğrendiğimiz ayetler fasıl fasıl büyür elbet.

 

                                                                                            Ayten DURMUŞ

 




  Yorumlar (2)
1. inşaallah
Yazan ahmet, on 05-03-2007 14:29
kaleminize sağlık ayten hanım. sabırla, gayretle ve dua ile büyüyecek inşaallah.
2. umudumuz
Yazan Afife, on 08-03-2007 20:07
Ahmet beye katiliyorum ayten hanim. Insaallah emekleyen umudumuz, nesil nesil buyuyecek.

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

ADRES İÇİNDİR

Ey gece!

Temizlik için biri gelecek

Hem bu tam bir bahar temizliği olacak

Bel ağrıları, diz ve bacak ağrıları gidecek

Tüm çıbanlar patlayacak

Göz ve gönül ağrıları ve depresyon denilen illet

Kara bulutlar gibi yurdumu terk edecek

Umutsuzluk, sıkıntı, stres… Evet hepsi

Yani bu tam bir bahar temizliği olacak

İçeriden ve dışarıdan

Tatlı rüzgârlar esecek

Ne yana dönsem yelkenime dolacak

Ne yana dönsem yollarım açılacak

Ne yol yoracak beni ne yürüyüşüm




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

NİYAZ

Kerem eyle, kaybolduğum yerde ara bul beni

Çıkmazlardan döndür de tut elimden al beni

Teselli verme sakın, silme gözyaşlarımı

Kaçılan hangi dert var, hep onlara sal beni.

 

Seneler senesi hep, aradım durdum seni

Beynimin ortasından, nara yaktın sen beni

En hassas noktasından parçalar yüreğimi

Bu ağaçtan vahşice, kırılan her dal beni

 

Bu sevdanın hasreti gönlümde yanardağdı

Sağlar ölü bu şehirde, ölüler sağdı

Girdaplardan girdaplara sokarak boğdu

Tutunduğum her bir el, sarılan her kol beni.

 

İstemem ne yer, ne yar, tek Sen yetersin bana

Beynim Sen’den tarafa, yüreğim Sen’den yana

Ben keder ve hüznümü açacağım hep Sana

Anlamaz yarattığın topraktan bir kul beni.


  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Bir Türlü Sevemedim

İki kişinin omzuna basıp

Bir adam boyu yükselen üçüncünün

Put olduğu bir dünyada

Ben bir ağaç kovuğunda

Yalnızlığı tercih ediyorum.

 

Ne ezmek isterim kimseyi

Ne de ezilmek ayaklar altında

Ben gölgelerin dahi incitilmediği

Kenetlenen saflardaki

Adaleti özlüyorum.

 

Yarım adım geridekinin

Fenafi’r-rehber olduğu

‘Aşırı gitme ha’larla dolu

Önder müsveddelerinin çöplüğünü

Sevmiyorum, sevemiyorum.

 




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Ninni

Kurbanıolayım günde bin kere

Yoktanyaratarak seni verenin.

Dudağıngoncadır, güzel çehrende

Gözüstünde hilal kaşın ne güzel.

 

Simsiyahgözlerin, gece timsali

Kirpiğinkaşınla özler visali

Bembeyazparlayan inci misali

Ağzınıniçinde dişin ne güzel.

 

Saçıngece vakti, denizin simi

Okşamakarzusu sarar içimi

Yağanyağmur sanki bahar mevsimi

Gözündensüzülen yaşın ne güzel.




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

MAVİ MARMARA

Ey gece!

Yani biz şimdi Akdeniz’in ortasında

Nokta mı koyduk, virgül mü,

Yoksa satır başıyla yeni bir başlangıç mı yaptık…

Türkülerimi, dualarımı, selamımı yüklendin,

Araya ne girdi, neden yolundan kaldın,

Ne olacak yolunu gözleyen çocuklar,

Hüzün yüklü kadınlar, umut dolu bakışlarıyla gençler,

Hiç olmazsa bir selam bekler

Senin yerine rüzgârlar mı götürecekler

Kimden kardeşlik dilenecekler?

Zalimlerden mi, işbirlikçilerden mi?




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Bilemiyorum

Öteden beriye nakil verene

Bir çirkin su iken şekil verene

Beynimi yaratıp, akıl verene

Nasıl şükür etsem bilemiyorum.

 

Secdeye varınca, nazım adına

Yüreğimde saklı sızım adına

Yar adına, oğlum, kızım adına

Nasıl şükür etsem bilemiyorum.




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Suçlu Biziz

Çorap örmektesin kendi başına
Zehir katmaktasın mazlum aşına
Tükürme ceddinin mezar taşına
Onların yurdunda yaşayan biziz.
 .
Can veren canana mezarlar kazma
Gördüğün zulümleri sulara yazma
Üzülme tuğyana, tâguta kızma
Onları sırtında taşıyan biziz.



  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Gıtti
Sabah sultan idin, akşam payesiz
Genç yaşında kaldın bak sermayesiz
Yaşadın yel gibi estin gayesiz
Yıllar seni senden çaldı da gitti. 
.
Aşkın deniziyim severim dedin
Sarıldın dostlara, silleler yedin
Öyle acı çektin, sen de beğendin
Çileler saçını yoldu da gitti. 
.
Bir yol ben canana varayım dedin
Gönül sarayına gireyim dedin
Almazsa kapıcı durayım dedin
O ellere sultan oldu da gitti.
. 
Neden duymuyorsun sessiz çağrımı
Ellere demedim gönül ağrımı
Bir acı bakışla yanmış bağrımı
Dostun mızrakları deldi de gitti.
. 
Önünde durulmaz  coşkun bir selin
İfadesi yetmez ağzımda  dilin
Aşkım gün görmemiş bir taze gelin
Ömrünün yazında öldü  de gitti.



  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Nerdesin?
Sevenlerin terk etse, onlar yurduna gider
Sen muhacir kalırsın bulunduğun her yerde
.
Konuşan kalabalık doldursa dört yanını
Yine dersin: “Yalnızım, benim dostlarım nerde?”
.
Sıla gurbet, söz gurbet, bahar gurbet, yaz gurbet
Anlamaz kimse bunu, düşmedikçe bu derde
.
Hüznünün şebnemleri gün ışığı göremez
Donan tebessümlerin gönlüne gerer perde
.
Sarıldığın dert şifa, tüm şifa kederdedir
Bülbül vefa göremez gül kırmızı güllerde
.
Dil susar, göz yerdedir, her gördüğün perdedir
Sadakat Anka’sının adı kalır dillerde
.
Umutların tükenir, baş düşer, bel kırılır
Eğer halden anlamaz yakın olmuşsa bir de
.
Seslenirsin bunları anladığın demlerde:
“Neredesin ey ölüm! Yetiş, nerdesin nerde!”



  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Yedi Başlı Yalan

Saçlarıyla kendini örten kişi,

Bilmez, benim ülkemde bulunur

Burada Kuran’sız Müslüman

Das Kapital’siz komünist olunur.

 

Kendi gözünden düşeni

Kendi ayakları altında kalanı

Kim kaldırabilir… kendinden başka

Kim öldürür yedi başlı yalanı.

 

Kaybolarak öğrendiğim şehirleri,

Nasıl unuturum! Ah, sevgili dostum

Kavakların söylediği türküleri,

Dibinde dinlemekten mutlu bir kumdum

 

Deniz bitti, yol bitti, tüm bağlar koptu,

Suçlusun, herkesi kaptan saydın,

Babası ölmüş tek şehzade gibiyim,

Başım sağ olsun ve gözüm aydın.

 

Kendime müjdeler olsun, şükür ki yok

Allah’tan başka Sahib-i Zaman

Ben tanımıyorum Allah’tan başka

Gaybın ve her şeyin nabzını tutan

 

Asanı koy, çarıklarını çöz, yükü at,

“Eğil ve kapan” sükûta sebep çok

Elbet anlayacaklar beni insanlar,

Fazlasını söylemeye artık gerek yok.




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Sülalemin Meskeni
Hapishane mesken olmuş neslime
Selam edin dayım ile emmime
Sorarsanız eğer dedem Kerim’e
İte “İT” dediği için suçluymuş.
. 
Teyzemin tek oğlu olan Süleyman
Halamın ortanca damadı Osman
Elin karısına yan gözle bakan
Puşta “PUŞT” dediği için suçluymuş.
. 
Eniştem Hüseyin köye gelirken
Yıllardır yan gelip geviş getiren
Daim çifte ile  hatır deviren
Ata “HÖST” dediği için suçluymuş.
. 
Babam ağır ağır yolda giderken
Bilenden ahvali soralım derken
Herkesin  içtiği suya işerken
İte “HOŞT” dediği için suçluymuş



  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Hayranlık

Toprağa gark olup candan geçince

Bedenimden türlü otlar bitecek

Görmedin mi nasıl şekil alıyor

Yeşiller içinde kırmızı çiçek.

 

Bilincim sarhoştur, âleme hayran

Baktım her varlığa mucize her yan

Toprak gibi dersem: “Derdime derman”

Gökyüzü gönlüme rahmet dökecek.




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Ey Kitap
 
Anlat her gece, şafak için bileyle beni
Buda her bahar mevsimi,  gül eyle beni
Bâtıla sağır ve kör, küfre sırtını dönen
Yalnız hakkı anlatan dil eyle beni.

 




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

DOKUZCAN

Ey gece!

Bir ses gelse:

‘Şu yağmurda ıslananlar

Şehitleri takip etsin,

Yollar açılsın ‘Şah-ı şehîd’ yanına.’

Haykırsa her yer:

‘La ilahe illallah, eşşehid habiballah’

Aslolan sensin, değerli olan sensin

Bulunduğun her yer varlığınla sevinir

Makam sana hiçbir şey katamaz

Mertebeler ayaklarının altında olmakla şereflenir




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Pembe Gelin Destanı

Dedem bir Osmanlı çocuğuydu

Bilmezdi, demokrasi nedir, cumhuriyet nedir?

‘Düvel-i muazzama’ der, ‘Dersaadet’ der susardı…

 

Babası İşkodra’dan Yemen’e savaşmış

Anlı şanlı bir gazi, Ali Ede derlerdi

Övünmek nedir bilmez, dosdoğru bir adammış

Geceleri Kuran okur, sessiz sessiz ağlarmış…




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Severim - I
Göğümüzde özgür özgür süzülen
Ökseye düşmemiş kuşu severim.
Varsın yavan olsun, katık olmasın
Helalinden pişmiş aşı severim.
.
Hak yolda bulunur, gül ile diken
Aşıklar vardır, var nefret eden
Küfrün bellerine, beynine inen
Mazlumun attığı taşı severim.
.
Bir yerde Müslüman şehid olanda
Gönül durmaz, kalem durmaz o anda
Bazen tane tane, bazı zaman da
Sağnak sağnak inen yaşı severim. 
.
şu vefasız dünya, doymaz insana
Bir gün davet gelir, ömür kuşuna
Doğru yolda olan, diri bir yana
Müslümanca ölmüş nâşı severim.



  Yorumlar (2)
1. Severim...
Yazan hasibecan, on 05-03-2007 21:12
Selam Ayten, 
Haberi yeni aldim, bende senin gibi mustesna bir dostun bu mustesna sitene kaydimi oldum... 
Rabbim insaallah hayirlara vesile eder, edeceginede gonulden inaniyorum... 
Siirine yorum yapmaya luzum var mi ki!?! 
Yuregine, gonlune ve kalemine saglik guzelim... 
Bundan sonra buralarda da gorursun kardesini artik... 
Dua ve sevgiyle kal. 
Hasibecan
2. Yazan Afife, on 08-03-2007 11:51
Ayten hanim yukarida yorum yapan arkadas bana yabanci gelmedi. Sayet tahmin ettigim kisi ise kendisi ile rotterdamda pek gorusemiyoruz:) Sizin vesileniz ile belki sitenizde hasret gideririz. Evet hasibe haniminda dedigi gibi yoruma ne hacet. Kaleminizin ucu tam yaraya batiyor. Yaradilani sevmek yaradandan oturu.  
Saygi ve selamlarimla.....

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Kız Evlenince
Uzun boyu yıkılası bir kavak
Dişleri at gibi, dudağı çatlak
Ayak bir metreymiş,  gözleri patlak
Sayılmış kusuru kız evlenince.
..
Hançer gibi biçiyormuş her sözü 
Suratı asıkmış yüzsüzmüş yüzü
Bir katar çekmezmiş  ondaki nazı
Yığılmış kusuru kız evlenince.
..
Ayda gitse baba evi yol olmuş
Yaptığı yemekler ite yal olmuş
Evlenince herkese bir hal olmuş
Yayılmış kusuru kız evlenince.
..
Âlem sanmış bu evlilik bir serap
Bazen mamureymiş çoğunluk harap
Türlü huyu sökülecek bir çorap
Kayılmış kusuru kız evlenince.



  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

yine Nerdeyim
Her akşam erkenden kapıyı örtün
Siz beni ne gece, ne sabah görün
Yalnızlık başıma yağıyor her gün
Ben kendi sılamda gurbette miyim?
 
Nerde sevdiklerim,nerde ildeşim
Hani anam, babam hani kardeşim
Ömrümün ortağı, eşim , evdeşim
Haberim olmadan hicrette miyim?

 
Bir garip dert ile yaktım bağrımı
Dinlemez , anlamaz, bilmez çağrımı
Gittiğim yol nasıl acep doğru mu
Bilmem ayrılıkta vahdette miyim?

 
Şu simsiyah olmuş bulut ben miyim?
Yol kesen eşkıya , haydut ben miyim?
Yetim duasında umut ben miyim?
Ben neyim şaşırdım kesrette miyim

 
Gayrı gözlerime gölgeler düşer
Aşkın şarabından doldur daha ver
Anla beni benden öte yol gider
Vuslatı olmayan hasrette miyim?



  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 

Severim - II

Severim ayranı tasta içmeyi

Dayısı olmayan köprü geçmeyi

Asrın putlarına kefen biçmeyi

Küfre isyan eden dili severim.

 

Nasıl aydınlatsın ışığı mumun

Şanlı yük üstünde güçsüz omzumun

Yoksulun, yetimin, garip mazlumun

Ellerinden tutmuş eli severim.

 

Dosdoğru yol varken eğri gidemem

İnsan putlarından ilah istemem

Şu bozuk yollara sırat diyemem

Kur’an’da söylenen yolu severim.

 

Örümcek ağından yuvalar kurma

Sana zulmedenin halini sorma

Kulluk isteyenin semtine varma

Yalnız Rabb’e bağlı kulu severim.

 

Dağlar dar gelir de nefes almazsam

Ovada dinimi konuşamazsam

Şehirde putlardan yol bulamazsam

Tevhidi yaşarsam, çölü severim.

 

Bana ne, onların mülkü fazlaymış

Hisseler, senetler, tapu gırlaymış

Rabb’imin sevdiği yolda harcanmış

Altın şöyle dursun, pulu severim.

 

Çözüm iflas edip, bittiği zaman

Küfür sağnak inse, kopsa bir tufan

Rükusu bir ömür Rabb’ime olan

Küfre bükülmeyen beli severim.

 

Konuşursam eğer, sustururlarmış

Hani hak, özgürlük palavralarmış

Beni ağlıyorken yalnız koymamış

Şebnemle süslenmiş gülü severim.

 

Bunların hem Çan’ı, Kaya’sı varmış

Hakkımda tutulan dosya kabarmış

Beni öz yurdumdan kovacaklarmış

Ben de beni seven ili severim.

 




  İlk yorumu yazmak istermisiniz

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

 
Sanatalemi (08.03.2008) Yazdır E-posta

Hurafeler kıskacında kadın... Kürşat Erkal

İnsanlığın tüm gelişmişlik ve modern kültür iddialarına rağmen, kadın erkek eşitliği, kadın sömürüsü, kadın istismarı, kadın özgürlüğü gibi konu ve söylemler Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Afrika’ya kadar hemen hemen tüm kıtalarda gündemlerin öncelikli satırbaşları olarak yerlerini koruyor. Kısacası Kadın konusu ya da daha net bir ifadeyle kadın sorunları gerek dünyada gerekse ülkemizde hala tartışmaların odağında yer almaktadır. Bugün dahi küresel güç olma hesapları yapan Türkiye’mizde kadınların başlarını örtme özgürlükleri ciddi bir baskı altındadır.

 

Peki, kadın nasıl oluyor da erkeğin yanında hayatın öznesi konumundan ikincil, yani nesnesi konumuna indiriliyor? Nasıl oluyor da kadın üzerindeki baskı ve istismar geleneği, ilk çağlardan günümüze kadar farklı formatlarda da olsa devam edebiliyor? İşte bu soruların cevabını bulmak amacıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü fırsat bilerek yazar Ayten Durmuş ile bir söyleşi yaptık. Bu konuyu Ayten Durmuş Hanımefendi’yle tartışmamızın elbette ki önemli bir sebebi var: Ayten Hanım, Nesil Yayınları’ndan yeni çıkan kitabı “Geleneksel ve Modern Hurafeler Kıskacında Kadın” adlı kitabında, bugün de yaşanmaya devam eden kadın sorunlarını merkez alarak tarihi bir sorgulamaya girişiyor. Kitapta, bugüne kadar dinsel, kültürel, bölgesel ve ideolojik olarak kadın üzerine kurgulanan birçok tezlerin ciddi eleştirileri var…

Ayten Hanım, öncelikle kafama takılan şu ilk soruyu sorayım: Bugün Dünya Kadınlar Günü ve sizin de “Geleneksel ve Modern Hurafeler Kıskacında Kadın” isimli kitabınız yaklaşık on gün önce piyasaya çıktı. Bu yayın tarihi bilinçli bir tercih mi? Hem ticari hem de kitabın misyonu açısından soruyorum.

Kitabın basım tarihinin 8 Mart’a yakın olması bilinçli bir zamanlama değil. Öyle denk geldi, ama inşallah bunu da bir tevafuk sayalım. Çünkü yıllardır üzerinde çalıştığımız bu kitapta kadını ilgilendiren birçok şeyi, en geniş çerçevede ele aldığımız için, senede bir gün ile olmayacak şeyler var.

Kitabın ismi de çok etkileyici: “… Hurafeler Kıskacında Kadın”. Özellikle şu hurafeler kısmını açabilir misiniz?

Sağlam ve doğru bir dayanaktan yoksun, güzel ve faydalı özelliklerini kapsamayan, en önemlisi insanlarda inanç haline gelmiş, ama doğru bir inançla alakası olmayan, buna rağmen dini bir ritüelmiş gibi saygınlığa ve geçerliliğe sahip her tür düşünce, davranış ve yönelişlerdir. Yaygınlık ve geçerlilik açısından hurafelerin ortaya çıkış tarihi önemli değildir. Beş, on yıllık hurafeler olabildiği gibi, bin, iki bin yıllık hurafeler de vardır. Yalnız hurafeler dokuz canlıdır, yok ettiğinizi sandığınız yerde ve anda bile derhal bir başka libasa bürünerek yeni kimliğiyle ortaya çıkabilir. Ruhsal tatmin sağlayanları, çıkar sağlayanları, enelerin üstünlük vehmini okşayanları bunların en önemlilerindendir.

Eseriniz çok kapsamlı, sanki kadına yönelik tüm algıları sarsmaya, değiştirmeye yönelik inançlı bir gayret gibi. Neden bu işi üzerinize aldınız? Sizi böylesi kapsamlı bir çalışmaya iten sebep nedir? Toplum içinde karşılaştıklarım, gördüklerim, doğru sanılan sebeplerle yapılan zulümler, yaşanan acılar, kendi kimliğim, dinî inançlar üzerinden hayat bulan hurafeler, bugünümüz ve geleceğimiz adına yaşadığım endişeler beni bu mayınlı alana girmeye sevk etti.

O zaman şöyle bir soru sorayım: Kadının sorunu ne zaman ve nerede başlıyor? Toplumun yanlış geleneklerinde ve bu geleneğin taşıyıcısı bireyin zihninde başlıyor. Bu yapıdaki bireylerin kurduğu aileler de kadın sorunlarına kaynaklık etmektedir. “Kalıp yargılar ve kalıp kimlikler vardır, kimse bunların dışına çıkmamalıdır” şeklindeki düşünce belli bir kitle tarafından kabul görmüştür. Düşünceler değiştirilmeden davranışların değiştirilmesi, ancak zorla olur, bu da toplumun geneli düşünüldüğünde neredeyse imkânsızdır. Anayasa ve yasayla ortaya konulsa bile, kâğıt üzerinde kalan haklar ve düzenlemeler bunun en açık göstergesidir.

Peki dinler açısından baktığımızda kadının pozisyonu nedir? Özellikle üç ilahi din olarak soruyorum. Üç semavi kitap üzerinden bakarsak Tevrat’ın ‘Tekvin bölümü, ilk imtihan ve sonuçları’ bu konudaki en önemli yanlışların kaynağı olarak görünmektedir. İncillerin bu konuda ayrı bir yargısı yoktur, bu konuda Pavlus’un da yönlendirmesiyle Tevrat’ın görüşleri Hıristiyanların dünyasında da kabul görmüştür. Müslümanlara gelince, Müslüman olan Yahudi ve Hıristiyanların belleklerinde, yaşamlarında ve yazılı kaynaklarındaki aynı algı, onlar Müslüman olduktan sonra da devam etmiş ve onlar eliyle ve diğer nakilciler yoluyla Müslümanların kaynaklarına da bu görüşler girmiştir. Belki en kötüsü Son Kitap, bazı kimselerce, işte bu israiliyyat kuşatıcılığı altında okunmuş, anlaşılmaya ve açıklanmaya çalışılmıştır. Kur’an elbette âdil olmayan ve evrensel çerçevede değerlendirme imkânı olmayan görüşlerle değerlendirilmemeliydi. Ancak tüm bunlara rağmen Kitabımız ve Allah’ın Son Elçisinin hayatı tüm bunlardan beridir ve gönülleri rahatlatacak kadar açıktır.

Modern ya da laik anlayışta durum nedir? Modern ya da laik anlayış, ülkemizde uygulanmakta olan mevcut haliyle zaten kendisi bir sorundur. Dokunduğu sorunsuz alanlarda bile bu haliyle sorun oluşturacak kadar ne idüğü belirsiz bir şeydir her ikisi de. İnsanları, zamanla kayıtlı, sık değişebilen ölçülerle ve güçlü-güçsüz, zengin-fakir, zalim-mazlum olarak her durumda tüm taleplerini tek dünyaya indirgemiş bir yaşam tarzı önerisiyle, mutlu, huzurlu etmesi mümkün değildir. Bu zaten ispatlanmış bulunmaktadır. Ülkemizdeki durum ise izahtan vareste olacak kadar ortada ve acınılacak boyutlardadır. Tanımlanamayan bir bukalemun haline getirilen laiklik, elindeki kişilerin anlayışına göre değiştiğinden/tanımlandığından, biçimi değişen yeni hurafelere kaynaklık etmekten başka bir işe yaramamaktadır.

Muğlakta kalan bir soru sorayım size: “Kadının sosyalleşmesi”nden ne anlıyorsunuz? Hayatı baştan aşağıya cinsiyetlere göre ikiye ayırmak nasıl mümkün değilse, bu durum nasıl hayatı zorlaştırıyor ve sorunlara sebep oluyorsa; sınırsız bir beraberlik de daha farklı ve çoğu zaman daha kötü sorunlara sebep olur. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak olur bu.

‘Dindarlık, evden mümkün olduğu kadar çıkmamak; sosyallik, eve uğramamak, sorumluluklarını yok saymak veya öncelikli sorumluluklarını yok sayıp, üstüne vazife olmayan şeylere yönelmek.’ Hepsi yanlış. Dengede, duruma ve şartlara göre değişen, gelişen bir hayat organizesi doğrudur ve bunun da tek bir tanımı yoktur. Kişinin şartlarına göre değişir.

Bazı ünlü düşünürlerin kadın hakkındaki yorumları var ve bunların çoğu olumsuz. Platon, Nietzsche, Hasan-ı Basri, Necip Fazıl Kısakürek gibi. Bu ortak kanaatin nedeni nedir sizce? Önce şunu açıkça belirtelim: Bu tür görüşleri Allah’a dayandırmak, Allah adına yalan söylemektir.

Öyleyse bu görüşler nasıl ortaya çıktı. Bunların farklı sebepleri vardır. Bazılarını sıralayalım: Kişinin sahip olduğu cinsiyet (bunların hepsi erkek); bireysel enenin üstünlük ihtiyacının en kolay tatmin yolu olması; o kişilerin bireysel hayatlarında onları bu görüşe getiren olaylar yaşamaları; kadının eğitim ve kendini geliştirme imkânlarından en yakınları tarafından yoksun bırakılarak ilmi, dini ve sosyal seviyesinin düşürülmesi ve bu yolla bu görüşleri doğrulayacak durumda olması; en önemlisi bozulan ve devamında yanlış anlaşılan inançların yeni bir nakil dini oluşturması da bu tür görüşlerin yaygın bir kanaat haline gelmesine sebep olmuştur. Bunların hepsinin örnekleri var, ancak burada bunlara girmeyi gereksiz görüyoruz. Bir tanesini verirsek durum belki anlaşılır. ‘Kadına asla miras verilmemelidir,’görüşünü verdiğimiz düşünürün ablasının, babasından kalan malı dilediği gibi değerlendirmesi/harcaması, onun tarafından hoş görülmediği için bu karara vardığı görülüyor. Acaba aynı konuda, görüşünü yazmayan abla ne düşünürdü. ‘Babamın malı tamamen erkek kardeşime kalsın, ben onun insafına kalayım’ mı derdi?

Bugüne bakarak sorarsak, Türkiye’de kadının öncelikli sorunları nelerdir bugün? Türkiye’deki kadının yaşamadığı sorun yok ki öncelikli olanını belirlemek mümkün olsun. Bir evde biri, diğerinde öteki, bir başkasında bir başka sorun öncelikli olabiliyor. Buna rağmen yine de bir şey söylemek gerekirse inançları konusundaki cehaleti ve sağlam kaynaklara yönel(e)memesi, yoksulluğu (mesleksizliği, vasıfsızlığı), şiddet ( her türlüsü), gayesizliği, bunların en kolay fark edilenleridir denilebilir.

Son olarak, Tarihsel süreci incelediniz. Bir çıkarım, öngörü olarak süreç kadının aleyhine mi lehine mi işliyor? Yoksa kadın tarih içinde biçilen rolüne sadık mı kalacak? Yazılı ve görsel medya ile her şey her yerde gündeme gelebiliyor. İnsanlar bu konuda pek çok şeyin üzerinde düşünüyor ve konuşuyorlar. Bu durum tedavi edilmesi gerekli önemli hastalıkların olduğunu ortaya koyuyor. Biz, senelerdir aile sağlamlığımızla övünen bir toplum iken, boşanma oranının birden artması da bu gerçeği ortaya koyuyor.

‘Ne oluyor?’demek gerekiyordu, bunu herkes söyledi zaten.

‘Neden oluyor?’demek gerekiyordu bir de. Bunu da biz söylemeye çalıştık.

Süreç kadının lehine mi, aleyhine mi? Arzu ederiz ki lehine olsun. Çünkü kadın ailenin iki temel direğinden birisidir. Ondaki bozukluğun, sorunun veya sıkıntının aileyi etkilemeyeceği nasıl düşünülebilir. Toplum olarak huzur ve mutluluğumuz için bu konular üzerinde titizlikle durmak gerekiyor. Bunu dışarıdan biri değil, aramızdan biri yapmak zorunda. Evi temiz olmayanın, komşunun kapısına karışma hakkı yoktur. Evimizin epeyce kirlendiğini kabul etmek neden bu kadar zor geliyor, kirlendiği ortada hâlbuki.

Kadının tarihi rolüne gelince: Her insanın, yapmazsa her şeyin alt üst olacağı ve yapmazsa pek bir şey olmayacak işleri vardır. Meselâ ‘eşlik+annelik+evlatlık’ kadının; ‘eşlik+babalık+evlatlık’ erkeğin devir hakkına sahip olmadıkları durumlardır. Geriye kalan her şey duruma, şartlara, imkânlara göre düzenlenebilir. Günümüz şartlarında aile hayatımızda da pek çok şeyin değiştiğini görmezden gelmek ve klasik rol paylaşımında ısrarcı olmak, bunu mümkün kılmıyor. Zaten aile içindeki sorunların bazısı da bu yüzden çıkıyor. Akıllı insan, içinde olduğu zamana ve duruma, doğru ölçüleri vurarak kararı alan ve uygulayan insandır. ‘Uydum kalabalığa’ diyen insanın doğrusu olmaz.

Bu vesileyle, herkesin, kendi mutluluğu için eteğindeki taşı dökerek, şapkasını önüne koyarak, değişmez değerler ışığında kendi bireysel ve ailevi hayatının muhasebesini bir kez daha yapmasını istirham ederek, selam ve sevgilerimizi sunar ve ‘Geleneksel ve Modern Hurafeler Kıskacında Kadın’ isimli kitabımızın hayırlara vesile olmasını dileriz.

www.sanatalemi.net 

 
< Önceki   Sonraki >
@Ayten DURMUŞ