Bu toplumun çocukları olan bizler, değerler ve öncelikler açısından amuda kalkmış bir anlayışın ellerinde yetiştik. Bütün çabamız, amuda kalktığının farkında olmadığı için, kendisi gibi amuda kalkanların dışında herkesi yanlışta gören toplumumuza, bu duruşun bozukluğunu hatırlatarak, öncelikler sıralamamızı pişman olmayacağımız şekilde yeniden düzenleme arayış ve arzusundan ibarettir.
Konuşmak iletişim için bir zaruret, insan
için bir ihtiyaçtır. Her söze selam ile başlamak konuşma adabındandır. Olgun
insanlar, yanlarına gelip selamsızca söze başlayanı: “Önce selam, sonra kelam”
diyerek hemen uyarırlar.
Selam, iyi dilek ve duayı içeren her türlü
sözdür. Her dilin kendisine göre selamlaşma sözleri vardır. Bunların illa da
belirli bir kalıbı olmak zorunda değildir ama insanla muhatap olan, hatta boş
eve girip yine kendisiyle muhatap kişinin işe selamla başlaması en doğru
olanıdır. “Selamün aleyküm, aleyküm selam, merhaba, günaydın, hayırlı sabahlar,
iyi akşamlar, iyi geceler, nasılsınız, hoş geldiniz, kolay gelsin, bereketli
olsun, güle güle, hoşça kalın, Allah’a emanet olun, Allaha ısmarladık” gibi
insanların bir araya geldikleri ilk anda, karşılaştıklarında ve birbirlerinden
ayrılırken iyi dilek ve dua göstergesi olarak söyledikleri sözlerin tamamı
selamlaşma sözleridir. Mezarlık ehline, tabiata, meleklere ve geçmiş
peygamberlere selam vermek de övülmüş, önerilmiş, güzel bulunmuştur. Kişinin
bir başkasıyla karşılaşması esnasında, söylenecek bir sözü olmasa bile ‘Sizi
fark ettim, size dostum, siz benim içim önemlisiniz.’düşüncesinin ifadesi olan “selam”
yine de verilmelidir. Sözlü iyi dilek, dua, hatır sorma ve tokalaşma ile
selamlaşılmış olur. Selamlaşmada, gülümsemede ve tanışmada öncelik, ‘etken’
kişiliği yerleştirdiğinden önemlidir ve her zaman tavsiye edilir.
Selamlaşmayacak kadar eğitimden yoksun olmak
ise hemen düzeltilmesi gereken bir yanlış ve eksikliktir.
Kişi bir başkasıyla konuşurken, eğer
oturuyorsa, yanına gelen de oturtulmalı, eğer unutursa, ziyaretçi izin alarak oturmalıdır.
Doktor muayeneleri, öğretmen veli görüşmeleri gibi durumlarda oturanın
muhatabını ayakta tutması ve bundan hoşlanması yanlış bir tutumdur. Konuşmada
oturanın yapacağı ilk iş muhatabına yer göstermek olmalı, konuya daha sonra geçilmelidir.
Kişinin ayakta durduğu bir ortamda, muhatabın ayakta durması sorun değilse de
eğer konuşma uzayacaksa uygun bir yere oturmak daha doğru olur.
Kişinin aile içindeki muhataplarına göre
konuşmasına gelince;
A-) Kişinin
eşiyle konuşması:
* Hayatın
merkezi: Önce şu bilinmelidir:
İster kadın olsun, ister erkek, hayatının merkezinde eşi bulunan bir kişi asla
huzurlu ve dingin bir hayat yaşayamaz. Çünkü her insan yanılır, yanlışlar
yapabilir. Yani insanın eşi de yanılır ve yanlışlar yapabilir. Böyle bir
durumda, merkez yıkılacak ve bu yıkılmanın devamı da gelecektir, bu da
mutsuzluk demektir. İşte böyle bir sevgi, hayatın dengesini bozar, çünkü
merkezi yanlış yere inşa edilmiştir. Hayatlar merkezinde ancak “Allah”
olduğunda dengeli yaşanır ve böyle yıkımlardan korunabilir. “Bir şeyi (aşırı)
sevmen, seni (ona karşı) kör ve sağır eder.”(sav). Ve en önemlisi sevgi
konusunda dengesi bozulan her şey bir sınanma sebebi olur. Bunu bildikten sonra
kişi eşini doğru yere konumlayabilir.
* Eş
kimdir: Eş, insanın ömrünün en uzun
süresini birlikte geçirdiği/geçirme niyetinde olduğu kişidir. Eş, sınırların
mümkün olan en aza indiği insandır. Eş, evlilik akdiyle bir araya gelmiş kadın
ve erkekten her birisinin diğerine göre konumudur. Eş, kişinin arkadaşı, dostu,
yoldaşı, dert ortağı, ömür ortağı gibi nitelikleri de taşıyan/taşıması gereken
insandır. Eş, kişinin çocuklarının doğmasına vesile olan diğer kişidir. Eş, bu
ve daha pek çok sebeple esasında insan hayatında en çok yer kaplayan kimsedir.
*İyi bir eş
nasıldır: İyi bir eş, dünya hayatının
yükünü hafif hissettirir. İnsan iyi bir eşin yanında rahatlık ve huzur
hisseder. Çünkü o gereken her durumda eşini önceleyebilir ve fedakârlık
edebilir. Kadın veya erkek için böyle bir eş, kişinin birlikte vakit geçirmek
için can attığı insandır. İyi bir eş, her insana, birlikte sonsuz bir hayat
için dua ettirir.
*Konuşma,
ilgi ve iltifat: Böyle bir eşle
oluşmuş güzel bir ilişkinin temelinde söz etkili midir? Elbette ki her türlü
ilişkiyi ilk elde etkileyen ve yönlendiren şey sözlerdir, eylemler sözleri
desteklerse sözler anlam kazanır. Eylemle desteklenmeyen sözler anlamsız,
sözlerle süslenmeyen eylem kurudur. İnsanda kulak bulunduğuna göre demek ki
eşlerin birbirinden duyması gereken şeyler de var. Kadın veya erkek, insanın
eşi tarafından söylenmesi, sık tekrarlanarak unut(tur)ulmaması gerekli şeyler
söylenmezse veya bir eşin söylemesi gerekenler eş tarafından hiç söylenmez de
bunlar başka biri tarafından bir şekilde ifade edilirse, durumun nereye
varacağı iyi düşünülmelidir.