Şiirler
Uzun boyu yıkılası bir kavak
Dişleri at gibi, dudağı çatlak
Ayak bir metreymiş, gözleri patlak
Sayılmış kusuru kız evlenince.
..
Hançer gibi biçiyormuş her sözü
Suratı asıkmış yüzsüzmüş yüzü
Bir katar çekmezmiş ondaki nazı
Yığılmış kusuru kız evlenince.
..
Ayda gitse baba evi yol olmuş
Yaptığı yemekler ite yal olmuş
Evlenince herkese bir hal olmuş
Yayılmış kusuru kız evlenince.
..
Âlem sanmış bu evlilik bir serap
Bazen mamureymiş çoğunluk harap
Türlü huyu sökülecek bir çorap
Kayılmış kusuru kız evlenince.
Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
Afili sözlerine ‘Vay anam be!’ dedirten
Bir yamulmuş görüşün rüzgârında seğirten
Yaşanmamış ömrümde ya çıkmaz, ya çukurdun
Belimdeki ağrıydın, sırtımdaki kamburdun.
Kutsanmış zehir sunup kanlım oldun sevgilim,
Yıldırımlar artığı Semud’dan kalmış ilim
Kendimi bu şehirde kaybetmedim arama
Başka bir şehirdi o, tuz basardı yarama
Orada anlatıldı yazılmamış hayatlar
Gençliğime benzeyen unutulmamış tatlar…
Sevilecek neresi var, lisan çamur, yürek çamur
O çamurun ortasından parıldadı sanki bir nur
Gönülleri yıkamaya yola çıktı birden yağmur
Damla damla inen rahmet, çisil çisil büyür elbet.
.
Doğru demem gerekir mi elin doğru dediğine
Alıversem doğrumuzu koysam burcun gediğine
Bakma şimdi mazlum olup zulme boyun eğdiğine
Emekleyen umudumuz, nesil nesil büyür elbet.
.
Yaylalarda say taşlara, umutsuz tohum ekmiştim
Rahmet olsa gözyaşları belki de çıkar demiştim
Esen yelden koruyordum el yolmuştu ben dikmiştim
Emek verdiğim goncalar usul usul büyür elbet.
.
Umutsuzluk neyin nesi, elbet hedefe erilir
Hem burada hem ötede aşkın hasadı derilir,
Bereketli gecelerde sevdam vahiyle dirilir,
Öğrendiğimiz ayetler fasıl fasıl büyür elbet.
Ayten DURMUŞ
1. inşaallah Yazan ahmet , on 05-03-2007 14:29 kaleminize sağlık ayten hanım. sabırla, gayretle ve dua ile büyüyecek inşaallah.
2. umudumuz Yazan Afife , on 08-03-2007 20:07 Ahmet beye katiliyorum ayten hanim. Insaallah emekleyen umudumuz, nesil nesil buyuyecek.
Saçlarıyla kendini örten kişi,
Bilmez, benim ülkemde bulunur
Burada Kuran’sız Müslüman
Das Kapital’siz komünist olunur.
Kendi gözünden düşeni
Kendi ayakları altında kalanı
Kim kaldırabilir… kendinden başka
Kim öldürür yedi başlı yalanı.
Kaybolarak öğrendiğim şehirleri,
Nasıl unuturum! Ah, sevgili dostum
Kavakların söylediği türküleri,
Dibinde dinlemekten mutlu bir kumdum
Deniz bitti, yol bitti, tüm bağlar koptu,
Suçlusun, herkesi kaptan saydın,
Babası ölmüş tek şehzade gibiyim,
Başım sağ olsun ve gözüm aydın.
Kendime müjdeler olsun, şükür ki yok
Allah’tan başka Sahib-i Zaman
Ben tanımıyorum Allah’tan başka
Gaybın ve her şeyin nabzını tutan
Asanı koy, çarıklarını çöz, yükü at,
“Eğil ve kapan” sükûta sebep çok
Elbet anlayacaklar beni insanlar,
Fazlasını söylemeye artık gerek yok.
Hapishane mesken olmuş neslime
Selam edin dayım ile emmime
Sorarsanız eğer dedem Kerim’e
İte “İT” dediği için suçluymuş.
.
Teyzemin tek oğlu olan Süleyman
Halamın ortanca damadı Osman
Elin karısına yan gözle bakan
Puşta “PUŞT” dediği için suçluymuş.
.
Eniştem Hüseyin köye gelirken
Yıllardır yan gelip geviş getiren
Daim çifte ile hatır deviren
Ata “HÖST” dediği için suçluymuş.
.
Babam ağır ağır yolda giderken
Bilenden ahvali soralım derken
Herkesin içtiği suya işerken
İte “HOŞT” dediği için suçluymuş
Kurbanı
olayım günde bin kere
Yoktan
yaratarak seni verenin.
Dudağın
goncadır, güzel çehrende
Göz
üstünde hilal kaşın ne güzel.
Simsiyah
gözlerin, gece timsali
Kirpiğin
kaşınla özler visali
Bembeyaz
parlayan inci misali
Ağzının
içinde dişin ne güzel.
Saçın
gece vakti, denizin simi
Okşamak
arzusu sarar içimi
Yağan
yağmur sanki bahar mevsimi
Gözünden
süzülen yaşın ne güzel.
Toprağa
gark olup candan geçince
Bedenimden
türlü otlar bitecek
Görmedin
mi nasıl şekil alıyor
Yeşiller
içinde kırmızı çiçek.
Bilincim
sarhoştur, âleme hayran
Baktım
her varlığa mucize her yan
Toprak
gibi dersem: “Derdime derman”
Gökyüzü
gönlüme rahmet dökecek.
Kerem eyle,
kaybolduğum yerde ara bul beni
Çıkmazlardan
döndür de tut elimden al beni
Teselli
verme sakın, silme gözyaşlarımı
Kaçılan
hangi dert var, hep onlara sal beni.
Seneler
senesi hep, aradım durdum seni
Beynimin
ortasından, nara yaktın sen beni
En hassas
noktasından parçalar yüreğimi
Bu ağaçtan
vahşice, kırılan her dal beni
Bu sevdanın
hasreti gönlümde yanardağdı
Sağlar ölü
bu şehirde, ölüler sağdı
Girdaplardan
girdaplara sokarak boğdu
Tutunduğum
her bir el, sarılan her kol beni.
İstemem ne
yer, ne yar, tek Sen yetersin bana
Beynim Sen’den
tarafa, yüreğim Sen’den yana
Ben keder
ve hüznümü açacağım hep Sana
Anlamaz yarattığın
topraktan bir kul beni.
Göğümüzde özgür özgür süzülen
Ökseye düşmemiş kuşu severim.
Varsın yavan olsun, katık olmasın
Helalinden pişmiş aşı severim.
.
Hak yolda bulunur, gül ile diken
Aşıklar vardır, var nefret eden
Küfrün bellerine, beynine inen
Mazlumun attığı taşı severim.
.
Bir yerde Müslüman şehid olanda
Gönül durmaz, kalem durmaz o anda
Bazen tane tane, bazı zaman da
Sağnak sağnak inen yaşı severim.
.
şu vefasız dünya, doymaz insana
Bir gün davet gelir, ömür kuşuna
Doğru yolda olan, diri bir yana
Müslümanca ölmüş nâşı severim.
1. Severim... Yazan hasibecan , on 05-03-2007 21:12 Selam Ayten, Haberi yeni aldim, bende senin gibi mustesna bir dostun bu mustesna sitene kaydimi oldum... Rabbim insaallah hayirlara vesile eder, edeceginede gonulden inaniyorum... Siirine yorum yapmaya luzum var mi ki!?! Yuregine, gonlune ve kalemine saglik guzelim... Bundan sonra buralarda da gorursun kardesini artik... Dua ve sevgiyle kal. Hasibecan
2. Yazan Afife , on 08-03-2007 11:51 Ayten hanim yukarida yorum yapan arkadas bana yabanci gelmedi. Sayet tahmin ettigim kisi ise kendisi ile rotterdamda pek gorusemiyoruz:) Sizin vesileniz ile belki sitenizde hasret gideririz. Evet hasibe haniminda dedigi gibi yoruma ne hacet. Kaleminizin ucu tam yaraya batiyor. Yaradilani sevmek yaradandan oturu. Saygi ve selamlarimla.....
Haççe Teyzemin bayırın yüzünde
Babadan kalma, dokuz kardeş bölüşmüş
On dönüm tarlası vardı.
Gözü gibi bakardı
Yadigardı.
.
Taşlarını temizler
Otlarını yolar, ekime hazırlardı.
Bereketli yağmurlar göklerden indi
Yüzü güldü, mahsul iyiydi.
.
Tam biçilecek vakitlerde
Ekine bir oğlakla bir keçi girdi
Haççe Teyzem öfkelendi
Tarlaya koşuverdi
Hayvanı çıkarayım derken
Böğrüne boynuz yedi
Oracığa kıvrılırken
Yerden aldığı taşı
Keçiye attı ama değmedi.
İşte tam o esnada
Sam Amcanın çobanı
İbrahim Emmi geldi.
Çenesinde top sakalı, keçi gibiydi
Başına bir melon şapka giymişti
Çocuklar bilmem neden,
"Mister Abraham" derdi.
Heeeey, merhaba!
Ne işin var
Oymalarla kakmalar arasında
Aldığın hava nereden gelmekte
Nereden görünüyor sana gökyüzü
Hiç mi basmıyorsun ayağını toprağa
Yollarını altın simle döşesen
Menzili mezar
Bir gün olur kopar sende kıyamet
Sırtında ne var?
Saçımı
ağartan emanet verdin
Evlat
sorgusuyla yorma Ya Rabbi
Kemalatım
noksan kusurla geldim,
Settar’sın
yüzüme vurma Ya Rabbi
Elimle
taşıtma, yakan narımı
Yar
bildim ey Yaran, Sen’in yarını
Noksanımın
bir bir hesaplarını
Utanırım
n’olur, sorma Ya Rabbi
Boyun
büktüm, emir Sen’den: “İSTEYİN”
Ne
istediğini mi sordun köleyin
“Aşkımdan,
sevgimden başka bir şeyin
“Üzerinde fazla durma Ya Rabbi.
Uzun boyu servi gibi sallanan
Dişler inci, al dudağı ballanan
Sohbetlerde metholunup dillenen
Güzelin hoşuymuş kız evlenmeden. .
Hem tahsilli imiş hem de şuurlu
Hem güzel huyluymuş hem de onurlu
Âşıkların yüz sürdüğü o nurlu
Kâbe’nin taşıymış kız evlenmeden.
.
Her bir marifete vermiş bin emek
Tadından yenmezmiş yaptığı yemek
Az gelirmiş ona güzelsin demek
Güzeller başıymış kız evlenmeden.
.
Ceylana benzermiş kara gözleri
Kendisi pek hanım tatlı sözleri
Güz elması gibi al al yüzleri
Bir talih kuşuymuş kız evlenmeden.
Ey yaşamak gayesini çoktan unutmuş insan
Yaşadığın ev kimin, yediğin ekmek kimin?
Sarılıp kucaklarsın malım mülküm diyerek
Yer yine de doymazsın, yediğin yemek kimin?
Ala, şala bezendin, karayla sürmelendin
Endamını beğendin, giydiğin gömlek kimin?
Hasat bizim tarladan, çalışan rençper biziz
Senin batıl adına tuttuğun elek kimin?
Denizler dar gelirdi, okyanusa sığmazdık
Deve kuşu kafalı, yüzdüğün gölek kimin?
Sen de babayım, diye, salınıp seyran etme
Anası belli, lakin öptüğün bebek kimin?
Soyun, sopun bizdendir, ceddin bize benzerdi
Giydiğin şalvar bizden, yırtmaçlı etek kimin?
Şerbeti beğenmedin, karpuza burun büktün
Kavunu tekmeleyen, yediğin kelek kimin?
Ben helale titrerken, aşıma haram kattın
Şu katık eylediğin tuzsuz çökelek kimin?
El sendendir belli ya zemberekli demokrat
Vuran kol senin gibi, tuttuğun kötek kimin?
Sen zalimsin belli bu, ceddini reddeyledin
Dedenin ahırında, sahipsiz eşek kimin?
İki kişinin omzuna basıp
Bir adam boyu yükselen üçüncünün
Put olduğu bir dünyada
Ben bir ağaç kovuğunda
Yalnızlığı tercih ediyorum.
Ne ezmek isterim kimseyi
Ne de ezilmek ayaklar altında
Ben gölgelerin dahi incitilmediği
Kenetlenen saflardaki
Adaleti özlüyorum.
Yarım adım geridekinin
Fenafi’r-rehber olduğu
‘Aşırı gitme ha’larla dolu
Önder müsveddelerinin çöplüğünü
Sevmiyorum, sevemiyorum.
Her akşam erkenden kapıyı örtün
Siz beni ne gece, ne sabah görün
Yalnızlık başıma yağıyor her gün
Ben kendi sılamda gurbette miyim?
Nerde sevdiklerim,nerde ildeşim
Hani anam, babam hani kardeşim
Ömrümün ortağı, eşim , evdeşim
Haberim olmadan hicrette miyim?
Bir garip dert ile yaktım bağrımı
Dinlemez , anlamaz, bilmez çağrımı
Gittiğim yol nasıl acep doğru mu
Bilmem ayrılıkta vahdette miyim?
Şu simsiyah olmuş bulut ben miyim?
Yol kesen eşkıya , haydut ben miyim?
Yetim duasında umut ben miyim?
Ben neyim şaşırdım kesrette miyim
Gayrı gözlerime gölgeler düşer
Aşkın şarabından doldur daha ver
Anla beni benden öte yol gider
Vuslatı olmayan hasrette miyim?
Çorap örmektesin kendi başına
Zehir katmaktasın mazlum aşına
Tükürme ceddinin mezar taşına
Onların yurdunda yaşayan biziz.
.
Can veren canana mezarlar kazma
Gördüğün zulümleri sulara yazma
Üzülme tuğyana, tâguta kızma
Onları sırtında taşıyan biziz.
Öteden
beriye nakil verene
Bir
çirkin su iken şekil verene
Beynimi
yaratıp, akıl verene
Nasıl
şükür etsem bilemiyorum.
Secdeye
varınca, nazım adına
Yüreğimde
saklı sızım adına
Yar
adına, oğlum, kızım adına
Nasıl
şükür etsem bilemiyorum.
Dedem bir Osmanlı çocuğuydu
Bilmezdi, demokrasi nedir, cumhuriyet nedir?
‘Düvel-i muazzama’ der, ‘Dersaadet’ der susardı…
Babası İşkodra’dan Yemen’e savaşmış
Anlı şanlı bir gazi, Ali Ede derlerdi
Övünmek nedir bilmez, dosdoğru bir adammış
Geceleri Kuran okur, sessiz sessiz ağlarmış…
Severim ayranı tasta içmeyi
Dayısı olmayan köprü geçmeyi
Asrın putlarına kefen biçmeyi
Küfre isyan eden dili severim.
Nasıl aydınlatsın ışığı mumun
Şanlı yük üstünde güçsüz omzumun
Yoksulun, yetimin, garip mazlumun
Ellerinden tutmuş eli severim.
Dosdoğru yol varken eğri gidemem
İnsan putlarından ilah istemem
Şu bozuk yollara sırat diyemem
Kur’an’da söylenen yolu severim.
Örümcek ağından yuvalar kurma
Sana zulmedenin halini sorma
Kulluk isteyenin semtine varma
Yalnız Rabb’e bağlı kulu severim.
Dağlar dar gelir de nefes almazsam
Ovada dinimi konuşamazsam
Şehirde putlardan yol bulamazsam
Tevhidi yaşarsam, çölü severim.
Bana ne, onların mülkü fazlaymış
Hisseler, senetler, tapu gırlaymış
Rabb’imin sevdiği yolda harcanmış
Altın şöyle dursun, pulu severim.
Çözüm iflas edip, bittiği zaman
Küfür sağnak inse, kopsa bir tufan
Rükusu bir ömür Rabb’ime olan
Küfre bükülmeyen beli severim.
Konuşursam eğer, sustururlarmış
Hani hak, özgürlük palavralarmış
Beni ağlıyorken yalnız koymamış
Şebnemle süslenmiş gülü severim.
Bunların hem Çan’ı, Kaya’sı varmış
Hakkımda tutulan dosya kabarmış
Beni öz yurdumdan kovacaklarmış
Ben de beni seven ili severim.
Sevenlerin terk etse, onlar yurduna gider
Sen muhacir kalırsın bulunduğun her yerde
.
Konuşan kalabalık doldursa dört yanını
Yine dersin: “Yalnızım, benim dostlarım nerde?”
.
Sıla gurbet, söz gurbet, bahar gurbet, yaz gurbet
Anlamaz kimse bunu, düşmedikçe bu derde
.
Hüznünün şebnemleri gün ışığı göremez
Donan tebessümlerin gönlüne gerer perde
.
Sarıldığın dert şifa, tüm şifa kederdedir
Bülbül vefa göremez gül kırmızı güllerde
.
Dil susar, göz yerdedir, her gördüğün perdedir
Sadakat Anka’sının adı kalır dillerde
.
Umutların tükenir, baş düşer, bel kırılır
Eğer halden anlamaz yakın olmuşsa bir de
.
Seslenirsin bunları anladığın demlerde:
“Neredesin ey ölüm! Yetiş, nerdesin nerde!”
Hayatı kaynağa döktüğüm anda
Bu yola çıkarken dedim: Bismillah
Gerçekten, rüyadan her ne gördümse,
Hep hayıra yordum, hayır inşallah.
Her vardığım yerde gördüm şaşırdım
Yağmurlar sel oldu, düştü peşime
Uykuyu uyuttum, o günden beri
Bir gözleri ahu girdi düşüme.
Ne zaman yorulsam gönlümü tuttu,
Zincirsiz götürdü, aslan inine
Şöyle söyleyerek gözden kayboldu:
“Gir beni istersen aşkın dinine.”
1. tebrik Yazan betül tanrıverdi , on 23-01-2009 23:33 hocam ne diyelim mest olduk.sizi tanımak gerçekten çoook güzeldi......
Emmi, bırak beni, moralim çok bozuk,
Bugün bir çocuğa, bir sarhoş vurmuş
Çocuk çiçeklerin üstüne fırlamış
Çiçekleri bir ihtiyar ölmeden üç ay önce dikmiş
Diktiği yer çocuklarının müteahhide verdikleri
Eski evin bahçesiymiş
Bahçede evlendikleri günün anısına
Eşiyle diktiği elli yıllık bir ceviz
Her çocuk ve torunda dikilen ağaçlar
Bu ağaçlarda salıncaklar, çocuklar sallanırmış
Bir güneye bir kuzeye, bir doğuya bir batıya
Esen rüzgârla gelmiş bulutlar
Bulutların yarısı rahmet yarısı zahmetmiş
Hiç şaşırmadan boşaltmışlar damlaları
Anlat her gece, şafak için bileyle beni
Buda her bahar mevsimi, gül eyle beni
Bâtıla sağır ve kör, küfre sırtını dönen
Yalnız hakkı anlatan dil eyle beni.
Sabah sultan idin, akşam payesiz
Genç yaşında kaldın bak sermayesiz
Yaşadın yel gibi estin gayesiz
Yıllar seni senden çaldı da gitti.
.
Aşkın deniziyim severim dedin
Sarıldın dostlara, silleler yedin
Öyle acı çektin, sen de beğendin
Çileler saçını yoldu da gitti.
.
Bir yol ben canana varayım dedin
Gönül sarayına gireyim dedin
Almazsa kapıcı durayım dedin
O ellere sultan oldu da gitti.
.
Neden duymuyorsun sessiz çağrımı
Ellere demedim gönül ağrımı
Bir acı bakışla yanmış bağrımı
Dostun mızrakları deldi de gitti.
.
Önünde durulmaz coşkun bir selin
İfadesi yetmez ağzımda dilin
Aşkım gün görmemiş bir taze gelin
Ömrünün yazında öldü de gitti.
Umut
Saçımı
ağartan emanet verdin
Evlat
sorgusuyla yorma Ya Rabbi
Kemalatım
noksan kusurla geldim,
Settar’sın
yüzüme vurma Ya Rabbi
Elimle
taşıtma, yakan narımı
Yar
bildim ey Yaran, Sen’in yarını
Noksanımın
bir bir hesaplarını
Utanırım
n’olur, sorma Ya Rabbi
Boyun
büktüm, emir Sen’den: “İSTEYİN”
Ne
istediğini mi sordun köleyin
“Aşkımdan,
sevgimden başka bir şeyin
“Üzerinde fazla durma Ya Rabbi.