Başarı değerlendirmesi yapabilmek için öğrencinin hayatını bireysel, ailevi, eğitsel, toplumsal hayat olmak üzere dört bölüme ayırabiliriz. Bu bölümlerin ortak başarısına “yüksek başarı” diyoruz. Tüm insanlar gibi, öğrenciler değerlendirilirken de parçacı yaklaşılmamalıdır. Öğrenci, yalnızca aldığı notlarla ve sınav sonuçlarıyla başarılı veya başarısız sayılırsa, bu eksik bir değerlendirme olur.
“Kadın bakış açısıyla kadın dünyasının perdelerini, pencerelerini ve
kapılarını açmaya çalıştık. Çünkü insan pek çok yanlışı, onu doğru
bildiği ve gerçekten doğru olanını bilmediği için yapıyor.” diyor yazar
Ayten Durmuş, farklı bir çalışmada..
“Kadınlar, çocuklar ve yoksullar ‘evrensel mazlum üçlüsü’dür. Bu
sebeple bu üçüyle ilgili her konuda söz söylerken ve eylem yaparken
titrenmesi; hakları konusunda hesap gününün dehşeti hatırda tutularak
âdil ve cömert olunması gerekir.”diyor Ayten Durmuş, Nesil
Yayınları’ndan çıkan “Geleneksel ve Modern Hurafeler Kıskacında Kadın ” isimli kitabının önsözünde.
Ve devam ediyor: “Kadın bakış açısıyla kadın dünyasının perdelerini,
pencerelerini ve kapılarını açmaya çalıştık. Çünkü insan pek çok
yanlışı, onu doğru bildiği ve gerçekten doğru olanını bilmediği için
yapıyor.”
Kitabın önsözündeki bu cümleler, kitabın bütününü güzel bir şekilde
özetliyor aslında. Kitabın içeriğine baktığımızda “Kadın” konusunda
geniş ve kapsamlı bir çalışma çıkıyor önümüze. Kadın, kadın hakları,
kadına karşı yapılan haksızlıklar ve kadın hakkındaki yanlış
telakkiler; tarihsel, dinsel, geleneksel ve modern dünyamızda dillerden
düşürülmeyen laisizm ve diğer değerler açısından tek tek ele alınarak
değerlendiriliyor.
“Türkiye’de
aydın olmayı ‘dinsiz olmak’ en hafifiyle ‘dinden çok uzak olmak’
şeklinde algılayan bir kitle var.”diyerek, içinde yaşadığı toplumdan
soyutlanmış, kendisine ‘aydın’ diyen bir kitleyle beraber; “Çevremiz,
yaş olarak yetiştiği ve akıl sahibi olduğu halde, akıl etmediği için,
hurafelerle çevrelenmiş ve biçimlendirilmiş bir hayat yaşayan
insanlarla doludur.”diyerek de kendi hurafelerini İslam’danmış gibi
göstermeye çalışan diğer kitleden duyduğu rahatsızlığı da dile
getiriyor. Feminizm ve Batının kadın algısından doğunun kadın algısına,
Tevrat ve İncillerin kadın algısından, Kuran’ın kadın algısına, Yehova
şahitlerinden laisizme, Geçmişten günümüze uzanan kadın serüveni,
merhaleler halinde örneklerle incelenen kitapta, tespit edilen
sorunlara, çözüm önerileri de sunuluyor.
“Geleneksel ve Modern Hurafeler Kıskacında Kadın”, içeriği, konuları
ele alış tarzı, tespitleri ve önerileri ile alanındaki bir boşluğu
doldurmaya aday.
Kitap Ayten Durmuş’un, Nesil Yayınlarından çıkan sekizinci kitabı.
Kitabın adı, içeriği konusunda yaklaşık bir fikir veriyor. Yazar
kitabına “Kadın” kelimesinin anlamı üzerinde durarak başlamış. Bunun
hemen ardından ‘Feminizm’i ele almış, bu hareketin başlama sebebini,
sürecini, Hıristiyan toplumlarda geldiği yeri ortaya koymuş. Aynı
hareketin, İslam toplumlarına etkisini, özellikle Osmanlıdan itibaren
Türkiye sürecini ve Türkiye açısından da bu sürecin seyrini ve daha
sonra gelinen noktayı ele almış. Yazar, bu hareketin Müslüman kadınlar
açısından da bir değerlendirmesini yapmış.
Kitabın bir diğer bölümünde, Tevrat ve İncillerin kadın görüşünü
ortaya koyan bölümler alınmış. Bunlar, İslam dünyasının kadın
telakkisini çok büyük oranda etkilediği için, bunların sonuçları ortaya
konulmuş. Kitabı Mukaddes’in “Kutsal Mektuplar” bölümündeki kadın
konulu öneriler üzerinde özellikle durulmuş ve Yehova şahitlerinin
kadın önerilerine de değinilmiş.
Yazar kitabının diğer bir bölümünde, laisizmin kadın algısını,
hurafelerini, bu hurafelerden kaynaklanan ve beslenen jakoben laisizmin
dayatmalarını, örnekler eşliğinde ortaya koymuş ve ‘başörtüsü’
konusunda somutlaşan paranoyaları ele alarak bazı önerilerde bulunmuş.
Kitabın bir başka bölümünde, yozlaşmış geleneği oluşturan ve yanlış
töreyi besleyen hikâyeler, kıssalar, rivayetlerden en meşhur olanlarını
ele alarak değerlendirmiş ve bunların, toplumu, aileyi ve kadını
getirdiği noktayı ve konumu eleştirel bir incelemeye tabi tutmuş.
Mevcut geleneği ‘kadın konulu kitaplar, İslam-Kuran, sosyal hayat, ev
ve evlilik, gelenek karşısındaki tavırlar’ gibi müstakil başlıklar
altında, ayrıntılı bir incelemeye tabi tutmuş. Bu bölüm, toplumu,
neredeyse bir ayna gibi kendi kendisine gösterme görevi de üstlenmiş
görünüyor.
Yazar, bir başka bölümde dünyanın çok farklı yerlerinden ve
kültürlerinden; yazar, şair, düşünür, âlim, siyasetçi ve düşünce
sistemlerinin kadın konusundaki görüşlerini aktarıyor.
Bundan sonraki bölümde ise, yine müstakil başlıklar altında, diğer
bölümlerde olduğu gibi yine veriler ışığında, sebepler ve çözüm
önerileri ile birlikte ‘ayrımcılık, şiddet, taciz ve tecavüzler, üstün
özellikli kadınlar, sosyal kadınlar, mesleksizlik, yoksulluk,
amaçsızlık, yalnızlık, metres ve birden fazla evlilik ve kadını mutsuz
eden diğer sebepler’ gibi başlıklar altında bu konular üzerinde
duruyor.
Kitabın son bölümünde ise ‘öncü, özel, örnek kadınlar’dan örnekler
veriyor ve yazar Ayten Durmuş, kadınların model alması gerekenlerin
bunlar olduğuna bir kere daha işaret ediyor.