| Önce Aşk Vardı |
|
|
|
Sizin ‘aydınlanma’nız karartırken dünyayı Kirlendi insanlık, yağsın yağmurlar Kamçılayan taneleri olursa olsun Özü de bir vezni de ‘çiçek ve çocuk’ Neden her şeyden böyle çok korkuyorlar Yürekten başlamazsa, bastırılır isyanlar
Örselenen duyguları sağaltan bir hekimsen Bilirsin buralarda her an her şey olabilir İçin yanarsa bir aşkın acısından, bir türkü yak Herkesin sabretmeyi öğrendiği dünyadan Sen hiçbir şey öğrenmeden mi gideceksin Sonra bir de ağıt yak, kederi unutanlar inlesin
Ey okyanuslara dur diyen kayalıklar! 'Sevdamı özgür bırakmasam, öfkemi de Ne diyorsan peki!’ desem anlaşabilir miyiz? Bilginin insana tahakkümü hangi cins kölelik Beşerin bitpazarı, bu insan çöplüğünde Her şeye bir izah var, ama buna kalp ne der?
Ben okununca anlaşılmayan yazılar yazmam Memleket renginde çay olmadan konuşmam Çek git şifacı, ‘Kelin merhemi olsa’ demezler mi? Bırak yaralı yanlarımı, ne kalacak ardımda Esen yel yakar insanı, çöken bulut, soğuyan hava Sürdüm kendimi içimin gurbetinden, içimin sılasına
Hepsi kendisine sarılan bu insanlar Hevanın kuluyken, hangi tanrıya tapıyorlar Üstelik ‘Dost yumruğu çetin olur.’ diyorlar ‘Dikenlerden muzdaribim’ diyenler münafıktır Bu çağ bizim çağımız; kirli, aşksız ve sefil Bu çağın günahını hangi peçe örtebilir?
Kaçan kelimelerle, saklanmamış sözlerle Sınırları yâr elinde emek emek çizilmiş Gasp edilmemiş gönlün bilinmez zirvesinde Herkes hak edemez ebedi bir hayatı Bir hayal ki bin canımı birer birer verirdim Yaşarken de kefenimi çıkartmayın üstümden
Hakikatin tahtında, sözde gerçekler Yakaladım sanınca sonsuzluğun sonunu İnsansı tavırlarla, kravatlı vampirler Neden hayatı bana engelli koşu eder? Dağla yaralarımı, her şeye bir sebep lazım Gözlerimi sil ama hüznüme dokunma sakın
Sen söyle, az şey midir, çocuklara babalarını Örnek gösteremeyen annelerin acısı Ölüm olsa derlerdi ki: ‘Cennet mekânın, Ruhuna el-fatiha’ Zorluyor seni kanatların Kıvranırken gözlerinde örneksizlik acısı Uçamayan kuşlarım, ruhunuza el-fatiha
Kıskançlıktan çatlayıp geberen, fakat Birbirine yağ çekmekten geri kalmayan, Hayran söz ve hayran bakış kölesi, Bu sürekli oyunculara, bu rol hırsızlarına Öfkeliyim evet, bana mı soruyorsun şimdi ‘Ben niye surat asıyorum?’ Bilmiyor musun?
Bir şey yaptıktan sonra övünerek anlatan Bu kıyamet alametleri, nerden-nasıl zuhur etti Hümanistmiş bunlar, evrensel düşünüyorlarmış Bunlar çoktan aşmışlar, o eski teraneleri Sen bari yaşamadığın duyguları anlatma Bırak beni kitabıma, yüreğim daralıyor
Var olmak kavgası ya da kendini ispat davası Nereye kadar, ne getirir ve neden Bu yalakalar ordusu, bu sahibinin sesi neye yarar Bir çocuk kesse yolumu, küçük elleriyle tutsa elimden ‘Nereye gitmek istiyorsun evlat?’ desem ‘Cennet’e’ der de beni sevindirir mi acep? Yatıp da sırt üstü tepinen karınca vardı Ya da hani ıbrahim’e ağzında su taşıyan Anlatmadılar yaptıklarını, ama anlatıldılar Sense kahve içerken seyrettin yakılan ateşleri Ağlamışsan, kendi ateşin sönsün diye ağladın Bense hâlâ hayran olacak hiç kimse bulamadım.
Gönlümün emek verdiği, irfan sofralarında Kalbimin inkılâbı, kendisiyle yüzleşti Mazlumlar arasında yer ararken kendime Güçsüzlüğün dayanılmaz acısı, sordu bir daha: ‘Uğruna yaşanacak, ölünecek ne kaldı? Olmak ya da ölmek, başka mesele var mı? İki çift laf edelim, duymadığım şeyler söyle Yankılanmasın sende düşüncelerim, ancak de ki: Her ayrılık bitecek, her giden geri dönecek Kem göze kurban giden İsmail değil, aşktır aşk Panzehirdir her şeye, evet ‘Önce aşk vardı.’ Yalnızca "Yar" deseydin, "Yar" elbette duyardı. |
|
Bizim Toplumumuzda, evlilik söz konusu olduğu zaman genelde herkes teşvik eder. Yeni bir yuvanın kurulması, gençlerin ailelerini, akrabalarını ve çevrelerini sevindirir. Evlenecek gençler, bu zaman diliminde kendi ailelerinde yaşanan sorunların hiçbirinin yaşanmayacağı bir evlilik hayali içerisindedirler. |
| Devamını oku... |
HER HAKKI SAKLIDIR. İZİNSİZ ALINTI YAPILAMAZ.