HİÇBİR ERKEK HİÇBİR KADINI HİÇBİR SEBEPLE DÖVEMEZ!

Ayten DURMUŞ, hertaraf.com 16.03.2021

Bu satırları, Samsun-Canik’te sokak ortasında, boşandığı kocasından gördüğü şiddetten bayılmış bir kadının kafasını, küçücük çocuğunun gözleri önünde kaldırıp kaldırıp yerlere vuran, başını-bedenini tekmeleyen, yine de öfkesini teskin edemeyen, yine de baygın kadından hıncını alamayan azgının görüntüleri üzerine yazıyorum. Bu kişinin öfkesi karşısında herkes gibi ben de dehşete düştüm ve herkes gibi ben de kızlarımız-kadınlarımız adına korktum, titredim. Bu olayın şokunu Türkiye olarak atlatamadan Kocaeli’de kocası tarafından dövüldükten sonra bir odaya kilitlenerek iki gün aç-susuz bırakılan kadının morarmış yüzü ekranları doldurdu.

Bazılarının aklına hemen ‘darabehunne’ gelmiş olabilir. Bazıları da: ‘Bunlar sanki bu yaptıklarını, dindar olduklarından mı yapıyorlar?’ diyebilir, doğrudur. Bazıları ise ‘Sürekli "kadın cinayetleri" vurgusu, kadını erkeğe düşman etmeye çalışan bir sloganik medya propagandasıdır." şeklinde yersiz ve zamansız bir yorum da yapabilir.

Esasında ortada böyle üstünkörü açıklamalar yapılamayacak kadar ciddi bir sorun var. 2020 yılı raporuna göre ülkemizde, 2020 yılında erkekler tarafından 300 kadın öldürülmüş ve 171 kadın şüpheli şekilde ölü bulunmuştur. Bu kadınlar ya birinci derece erkek yakınları tarafından ya da eski/yeni kocaları tarafından öldürülmektedirler. Yaşanmakta olan bu korkunç durumun gerisinde kocaman bir sorun yok mudur? Bu sorunun sebeplerini çok yönlü olarak araştırmak gerekmez mi? Ülkemizin ve insanımızın alnına sürülen bu vahşetin lekesini temizlemek gerekmez mi? Bu kadar ağır bir lekeyi insanımıza sürmeye kimin hakkı olabilir? Biz bu muyuz?! İnsanımız bu mu?! Erkeğimiz bu mu?!

Yıllardır bu konuda -kendi çapında- yazıp çizen birisi olarak şu sonuca ulaştığımı açıkça söyleyebilirim: Müfsit geleneğin hafızası, ‘kocaların karılarını dövebileceği’ düşüncesini din adına kabul etmiş ve ayetlere de onaylatmıştır(?). İnsan eğitiminin %70’inin görmeye dayandığı düşünülürse insanlar, içinde yetiştikleri ailelerde ‘kadın ve şiddet’ konusunda ne görmüşlerse kendi oluşturdukları ailelerde de genellikle aynısını yapıyorlar.

Son zamanlarda sosyal medyada dolaşan, dış görünüşüyle ‘din adamı(?)’ imajı uyandırmayı hedeflemiş 20 kadar kişinin ‘kocanın karısına dayak atması’ konusundaki zekâ düzeylerini gösteren görüşlerinin toplanmış şekli bana da ulaştı. Hepsi: ‘Evet, koca karısını dövebilir.’ diyorlar. Kahrımdan güldüm. Esasında bunların hepsi, bu fetvayı aldıkları kutsadıkları rivayetlerin içinde, Hz. Nebinin şiddet gören bir kadın için kısas uygulattığını pekâlâ biliyorlardır. Ancak bu rivayeti, ittifak ettikleri tek içtihatları olan ‘kadın dövme’ konusundaki bir sürü ‘içtihatlar(?)’ ile nasıl tevil edeceklerini bilemediklerinden hiç gündeme getirmiyorlar. Bunlar, bu rivayete eklenen kısımla paçayı yırtacak mesnedi bulduklarını düşünüyorlar. O ek ise şöyle: ‘Bir erkeğe karısını neden dövdüğü sorulmaz.’. Öyle miymiş? Yaratıcının âlemlere rahmeti olarak gönderilen Hz. Nebi böyle mi buyurmuş? Buna inanıyor musunuz?

Bu konuda kullanışlı bolca rivayet de bulunmaktadır. Örnek: Daha yaşarken cennetle müjdelenen on kişiden biri olduğu rivayet edilen Zübeyr b. Avvam’ın eşi Hz. Ebubekir’in kızı Esma’nın ağzından nakledilen: ‘Zübeyr bizi döverken üstümüzde değnekler kırardı.’ rivayeti bunlardan birisidir. Rivayete göre, bu duruma ne Hz. Ebubekir itiraz etmiş ne de eniştesi ve inandığı Peygamberi itiraz etmiş. Demek ki durum karşısında dehşete düşmeye gerek yok. Kurgulanan rivayete göre demek ki Zübeyr’in bu durumu, onun cennete gitmesine de hiçbir zarar vermemiş. Bu rivayetleri kutsayarak nakledenler, babasıyla inandığı Elçi’nin hicreti sırasında yaptıklarını ‘zatunnitakayn’ diye avurtlarını şişirip ballandırarak anlatanlar acaba hiç düşünüyor mu Hz. Ebubekir’in kızı Esma, üstünde sopanın kırılması için ne yapmış olabilir? Böyle bir durum gerçekse acaba bu durum karşısında Hz. Nebi, Hz. Ebubekir, Hz. Ayşe ve kendisi sessiz mi kalmışlardır? Sırtında sopa kırılacak şekilde dayak yiyen ve buna babasının ve Peygamber’in hiç ses çıkarmadığı bir sahabe kadın, öyle mi?! Siz, Mücadele Suresi’ni nasıl okuyorsunuz? Hayal gücünüz, her yaptığınızı, Hz. Nebi dönemine taşıyacak kadar güçlüymüş demek ki! Değilse Abdullah b. Ömer’in: ‘Biz Hz. Nebi zamanında, hakkımızda bizi kınayan ayet iner korkusuyla kadınlara hiçbir şey diyemezdik. Hz. Nebi vefat edince artık bu korkumuz kalmadı, biz de kadınlara elimizi de dilimizi de uzattık.’ sözlerinin anlamı nedir öyleyse? Kur’an’ın görevi merdud Arap cahili geleneklerini, din kılıfıyla mevsuk duruma getirmek midir?

Vahyin ortaya koyduğu anlayışın zıttı bir kurgu oluşturmak az zaman almamış. ‘Erkeğin karısını dövmesi’ yüz yıllar içinde olgunlaştırılarak ittifak edilen en önemli içtihat olarak bir hak veya görevmiş gibi kitaplara yerleştirilmiş. Hanefi fakih ve müfessiri Ebubekir el-Cessas’ın (ö.370/981) tefsirinde, Hz Eyyub kıssasını ele aldığı ayetlere yaptığı yorum da bu konuya örnek verilebilir: Hz. Eyyub ile ilgili toplumda ve bazı kitaplarda bulunan mesnetsiz nakil ve yaygın İsrailiyyat rivayetlerini kitabına almıştır. Bu rivayetleri sanki vahiymiş gibi doğru kabul edip ilkeler çıkararak yorumladıktan sonra Nisa: 34’ten anladığı: ‘kocanın karısını, nüşûzundan korkarsa dövmesi gerektiği’ ilkesini, Sad:44 ile bir tık daha yukarıya taşıyarak: ‘erkeğin hiçbir sebep olmadan da karısını dövebileceği’ içtihadını ortaya koymuştur. Yani kadın, din adına, asla sorgulamadan ve karşı çıkmadan, yetersiz erkeklerin döverek kendilerinde güçlülük vehmetmelerini sağlayan bir stres topu olacak. İçtihat bu! Beğenirseniz! Hani deniliyordu ya, müçtehit yanılırsa bir, isabet ederse iki sevap var, diye... Bu ölçüye kim nasıl ulaştıysa artık?! Yani her durumda sevaba ulaşıyormuş içtihat eden kişi; hatta vahye tamamen aykırı yanlış düşünce ve geleneklerin asırlarca kadına yönelik şiddete, zulme dayanak olmasına sebep olsa bile…

Bir örnek de günümüzden: Yakın tarihte -ne yazık ki- çokça dinleyicisi bulunan bir hoca efendi(?) de ‘erkeğin karısını döverek deşarj olmasına, kadınların şükretmesi gerektiğini’ söylüyordu. Bu kişi, eğer erkek kadını döverek deşarj olmazsa üstüne ‘kuma’ geleceğini söyleyerek kadınları tehdit etmeyi de unutmuyordu. Çünkü ona göre kadın, kocasının her dediğini yerine getirmek zorunda olan birisidir ki esasında kölelik tanımı bile bundan daha hafiftir. Ona göre kadın, koca ne yaparsa yapsın boşanmayı kesinlikle düşünemez. Bu nedenle kadının şiddet gördüğü erkekten ayrılıp şiddet görmediği, düzgün huylu birisiyle yeniden evlenmek isteyebileceği, bu kişinin aklına bile gelmez. Erkek, o kadını aldı ya bir kere; zaten kadının boşanma gibi bir talebi de söz konusu olamayacağına göre bir anlamda artık kocanın ‘malı’ sayılabilir. Ona ne dilerse yapabilir. E ortada hem ‘Bir erkeğe karısını neden dövdüğü sorulmaz.’ rivayeti var hem de ‘erkeğin sebep göstermeden karısını dövebileceği’ içtihadı. İlahi buyruktan anlaşılan bu olduğuna göre artık ne kadının ailesinden biri, ne de bir başkası ‘karısını döven kocayı’ bu nedenle sorgulayamaz! Yoksa ayete-hadise karşı çıkılmış olur(!).

Dikkat edilirse bu rivayette, erkeğin karısını dövüp dövemeyeceği gibi bir husus üzerinde bile durulmuyor. Rivayette üzerinde durulan konu, bu ‘dayağı’ kimsenin sorgulamamasıdır. Çünkü onlara göre dövebilir, dövecektir; ‘darabehunne’ var kapı gibi. Anlayamıyorum, bunlar Kur’an’ı nasıl böyle okuyor ve nasıl bu sonuçlara ulaşabiliyorlar?

Hiç bir erkek, karısını veya bir başka kadını hiçbir sebeple dövemez ve bunu İslam’a dayandıramaz. Hiç kimse, kendi zayıflık, eksiklik ve güçsüzlüklerini tedavi için gerek duyduğu kaba kuvvet tatminine, İslam’dan mesnet arayarak kendini aklamasın. Başlığa baktığında kimilerinin akıllarına hemen Nisa: 34 ayeti gelmiş olabilir. Sakın ola kimse kendi kişilik zaaflarını Nisa 34’te geçen ‘darabehunne’ye de dayandırmasın. Nisa suresi, baştan sona kadın haklarını savunan bir sure olarak vahyedildiği halde, ne kadar tahrif edildiğine bakınız ki aradan geçen yüzyıllar içinde kadına zulmün kaynağı durumuna getirilmiş. Şimdi miras hakları, evlilik sorumlulukları, geçimsizlik gibi durumlardan söz edilen bağlamda Nisa Suresi’nin 34. ayetini birlikte yeniden bir daha okuyalım:

NİSA SURESİ, 32-36. AYETLER ve DARABEHUNNE

وَلَا تَتَمَنَّوْا مَا فَضَّلَ اللّٰهُ بِه۪ بَعْضَكُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ لِلرِّجَالِ نَص۪يبٌ مِمَّا اكْتَسَبُوا وَلِلنِّسَٓاءِ نَص۪يبٌ مِمَّا اكْتَسَبْنَۜ وَسْـَٔلُوا اللّٰهَ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يماً ﴿٣٢﴾

32.Allah’ın verdiklerinden; bazınız bazınıza verdiklerini istemeyin. Erkekler için hak ettiklerinden bir pay, kadınlar için de hak ettikleri şeyden bir pay var. Allah’ın lütfundan isteyin.  Muhakkak ki Allah her şeyi bilmektedir.

وَلِكُلٍّ جَعَلْنَا مَوَالِيَ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَۜ وَالَّذ۪ينَ عَقَدَتْ اَيْمَانُكُمْ فَاٰتُوهُمْ نَص۪يبَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يداً۟ ﴿٣٣﴾

33. Ana, baba ve yakınların mirasından, her biri için mirasçılar belirledik. Akitler yoluyla elinizin altında bulunanlara/sorumlu olduklarınıza paylarını verin. Muhakkak ki Allah her şey için tanıktır.

اَلرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَٓاءِ بِمَا فَضَّلَ اللّٰهُ بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍ وَبِمَٓا اَنْفَقُوا مِنْ اَمْوَالِهِمْۜ فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللّٰهُۜ وَالّٰت۪ي تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَاهْجُرُوهُنَّ فِي الْمَضَاجِعِ وَاضْرِبُوهُنَّۚ فَاِنْ اَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَب۪يلاًۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلِياًّ كَب۪يراً ﴿٣٤﴾

34. Erkekler, kadınları, Allah’ın kimine kiminden farklı ölçülerde verdiği mallardan harcamaları yoluyla geçindirirler/kavvamdırlar. İyi kadınlar (Allah’ın buyruklarına) uyarlar. Allah’ın koruduğu şeyleri, kimsenin görmediği durumlarda da korurlar. Nüşûzundan/Ayrılıp gitmesinden korktuğunuz kadınlarla konuşun, onlarla yataklarınızı ayırın, (düşünmeleri için) onları bırakın/darabehunne. Eğer kadınlar, evliliği gönüllüce sürdürmek ister ve uyum sağlarlarsa onların aleyhine yol aramayın; Allah kesinlikle tek yücedir, tek büyüktür.

(Bağlam miras paylaşımıdır. Kavvamlık da bir erkeğin yakınlarından, onun bakımına ve korumasına muhtaç olan kız çocuklar, bekâr ve dul kadınlara karşı infak etme yani geçindirme görevini ifade eder: وَبِمَٓا اَنْفَقُوا مِنْ اَمْوَالِهِمْۜ. Yani: Kavvam oluşunuz nedeniyle onlar için harcayacaksınız, denilmektedir. Bu kavramın anlamı, yüz yıllardır yazılıp söylendiği gibi kadınların başına ‘polislik, valilik, yöneticilik, müfettişlik’ değildir. Bu ayette de geçen ‘vadribuhunne’  وَاضْرِبُوهُنَّۚsözcüğündeki darabe Kur’an’ın hiçbir yerinde ‘dövmek için vurmak’ anlamında kullanılmamıştır. Kur’an’da dövmek eylemi, Nisa:3: فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا مِائَةَ جَلْدَةٍۖ  ayetinde (ikisinden her birine 100 sopa vurun) ve yine Nisa:4:  فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَان۪ينَ جَلْدَةً (80 sopa vurun) ayetlerinde olduğu gibi celde sözcüğü ile karşılanır. Kur’an, yakınlık derecesi ne olursa olsun bireyin bireye cezasına izin vermez. Zina suçunda bile bu durumu ortaya koymuştur. Cezaya ancak Kur’an buyruğuyla karar verilir ve onu da devlet uygular. Nüşuz sözcüğü ise Kur’an’da Mücadele: 11: انْشُزُوا: ayrılıp gitmeyi; Bakara: 259: نُنْشِزُهَا birbirinden ayrı varlıkları yan yana getirmeyi ifade eder. Nisa: 34’te ise kadının ayrılmak düşüncesi anlamında kullanılmıştır.)

وَاِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَماً مِنْ اَهْلِه۪ وَحَكَماً مِنْ اَهْلِهَاۚ اِنْ يُر۪يدَٓا اِصْلَاحاً يُوَفِّقِ اللّٰهُ بَيْنَهُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يماً خَب۪يراً ﴿٣٥﴾

35. Eğer karı-kocanın aralarının (tamamen) açılmasından (ve ayrılmalarından) korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Eğer o ikisi, (iki eş veya iki hakem) arayı düzeltmek isterlerse Allah aralarını bulur. Allah sınırsızca bilen, (yaptıklarınızdan) haberi olandır.

وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِه۪ شَيْـٔاً وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَاناً وَبِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبٰى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالاً فَخُوراًۙ ﴿٣٦﴾

36. Allah’a kulluk edin, ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, arkadaşlara, konuklara ve sorumlu olduklarınıza güzellikle verin. Allah, kendini beğenen ve böbürlenen kişiyi sevmez.”

Evet, İslam, gerçekten de ruhun ve kalbin şifasıdır. Ben Allah’ın bu ilke ve buyruklarına gönülden inanıyorum. Kendim için, kızım için, ülkemin tüm kadınları için yukarıdaki ‘İlahî ilke ve buyruklara’ razıyım. Dünyanın tüm kadınları, bu ilkelere sahip bir dine, ‘Bu din gerçekten Allah’ın dinidir.’ diyerek iman edebilir. Fakat sizin tahrif edilmiş din telakkinize -dışarıyı bırakın- evinizdeki kadınlar ve kızlar bile -aklettikleri takdirde- iman etmeyeceklerdir. Sizin Allah katında, zamanlar ve zeminler üstü geçerli olan tek din İslam’ı bu duruma getirmeye ne hakkınız var?!

VİDEOLAR


Kadın Çıkmazları (20.06.2021)
Kadın Çıkmazları (20.06.2021)
Ailevi Mutluluğun Temel İlkeleri  (23.04.2019)
Ailevi Mutluluğun Temel İlkeleri (23.04.2019)

Kadınlarla İlgili Gelenek Nasıl Oluştu? / Geleneğin Takma Bacakları (21.02.2021)
Kadınlarla İlgili Gelenek Nasıl Oluştu? / Geleneğin Takma Bacakları (21.02.2021)
Kur’an’a Göre Şirk (12.11.2020)
Kur'an'a Göre Şirk (12.11.2020)

Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-1 (29.10.2020)
Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-1 (29.10.2020)
Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-2 (29.10.2020)
Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-2 (29.10.2020)

Şeytan ve Şeytanlaşmak-1 (22.10.2020)
Şeytan ve Şeytanlaşmak-1 (22.10.2020)
Şeytan ve Şeytanlaşmak-2 (22.10.2020)
Şeytan ve Şeytanlaşmak-2 (22.10.2020)

Cahil Kimdir? Cehalet Nedir? (15.10.2020)
Cahil Kimdir? Cehalet Nedir? (15.10.2020)
İlim Nedir? İlmi Ledün Nedir? (01.10.2020)
İlim Nedir? İlmi Ledün Nedir? (01.10.2020)

Erdemli İnsanın Özellikleri (24.09.2020)
Erdemli İnsanın Özellikleri (24.09.2020)
İnsan ve Seküler İnsan (17.09.2020)
İnsan ve Seküler İnsan (17.09.2020)

Karşı Cinsle Sınav Bağlamında Yusuf Suresi-2 (23-35 Ayetler) (20.06.2020)
Karşı Cinsle Sınav Bağlamında Yusuf Suresi-2 (23-35 Ayetler) (20.06.2020)
Tebliğ Ahlakı 3- Tebliğ Yöntemleri (16.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 3- Tebliğ Yöntemleri (16.05.2020)

Tebliğ Ahlakı 4 - Emri Bil Ma’ruf Vennehyi Anil Münker (23.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 4 - Emri Bil Ma'ruf Vennehyi Anil Münker (23.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 1-Tebliğ Nedir? (09.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 1-Tebliğ Nedir? (09.05.2020)

Tebliğ Ahlakı 2-Tebliğcinin Özellikleri (16.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 2-Tebliğcinin Özellikleri (16.05.2020)
Kardeşlik Bağlamında Yusuf Suresi-1 (1-22. Ayetler) (13.06.2020)
Kardeşlik Bağlamında Yusuf Suresi-1 (1-22. Ayetler) (13.06.2020)

Kardeşlik Ayetleri (06.06.2020)
Kardeşlik Ayetleri (06.06.2020)
Toprak Ayetleri (30.05.2020)
Toprak Ayetleri (30.05.2020)

Ramazanla Hayatın Yeniden Programlanması ve Sabır-(Savm Ayetleri) (02.05.2020)
Ramazanla Hayatın Yeniden Programlanması ve Sabır-(Savm Ayetleri) (02.05.2020)
Darabehunne Bağlamında Hz. Eyyub’un Sapları (25.04.2020)
Darabehunne Bağlamında Hz. Eyyub'un Sapları (25.04.2020)

Darabehunne/onları dövün Bağlamında Nisa 34 - (04.04.2020)
Darabehunne/onları dövün Bağlamında Nisa 34 - (04.04.2020)
Kıssa Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 28.03.2020)
Kıssa Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 28.03.2020)

Mutluluk Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 21.03.2020)
Mutluluk Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 21.03.2020)
İyilik ve Kötülük Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 14.03.2020)
İyilik ve Kötülük Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 14.03.2020)

Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Joomla templates by Joomlashine